25 03 2012

Ve Allah 'oku' dedi! Dedi de, kime dedi?

Ve Allah 'oku' dedi! Dedi de, kime dedi?
25 Mart 2012 Pazar

Bize mi dedi, dersiniz? Ondan mı bu kadar çok okuyoruz?

Mesela ülkemizde okuma oranı on binde bir desem. Yılda sadece 6 saat kitap okumaya ayırıyoruz desem. Japon yılda ortalama 25, İsviçreli 10, Fransız 7 kitap okurken, Türkiye'de bir kişi on yılda bir kitap okuyor, desem. Birleşmiş Milletler'in insani gelişim raporunda ülkeler kitap okuma oranına göre sıraya dizilmiş, Türkiye 86 ncı sırada, desem.
Yok, olamaz, biz gelişmiş, önde ve de lider bir ülkeyiz dersiniz.

Zaten, bunları da ben demiyorum, 2011 yılında yapılmış olan bir araştırma diyor.
Ovidius 2000 yıl önce "Gençlerini kitapla beslemeyen toplumların sonu acıdır." demiş. Üstümüze alınmalı mıyız, diye sorsam?

Her gün öldürülen kadınlar, "erkek" olmayı, Allah'ın yarattığı insan olmaktan üstün görenler, 20-30'lu makamlı tecavüzcü çeteler, çocuklar çırılçıplak, şekerleri ceplerinde gömülü bir yerlerde, birbirini döven, bıçaklayan trafik kahramanları, yan baktın düz baktın, keser biçer geçerim diyen tipler, çarşı pazarda acı, dehşet ve hatta vahşet, hayvanlar sessizce işkence görmekte, zor ayakta duran çakma beton yapılar, hak - hukuk ve guguk ilişkisi falan filan ...

Yok, olamaz, abartma dersiniz.

Gazeteleri açın okuyum derim. Televizyondaki haberleri, çocukların uyku saatinden sonraya koymalılar. Zira, Haberler, haber değil: "Elm Sokağı Kabusu" serisi ..
Gençleri kitapla beslemiyoruz, peki neyle besliyoruz?

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Türkiye'de sanal alemin 60 saniyesinde neler olduğunu açıklamış: Tabloya göre, "2 milyon kullanıcı online porno izliyor. 11 milyon kişi Messenger'da 'chat' yapıyor. Twitter'de 320'den fazla hesap açılıyor. 168 milyon E-posta gönderiliyor. Facebook'ta 695 bin durum güncelleniyor. Duvarda 79 bin 364 paylaşım oluyor. 510 bin yorum yapılıyor."

Bunlar 60 saniyede, yani bir dakikada yapılanlar. Tüm günü hesaplarsak, rakamlar anlaşılmaz boyutlara yükselir. Bizim gençler kitap okumuyorlar, ama, internette muhteşem rakamlara imza atıyorlar.

Neyse ki, blog paylaşma sayısı 1.500. Avunalım biraz.

Dünya konjonktüründe yerimizi yükseltmek ve küresel güç olarak dünya düzeninde söz hakkı istiyorsak, bunu sadece Başbakan veya siyasi irade, dolayısıyla devletin tek başına sağlayamayacağını bilmemiz gerekir. Bunu, bir bütün olarak Türkiye sağlar, devleti ve milleti ile. Devlet milletin, millet de devletinin aynasıdır. Milletin gelişmişliği ile devletin yetişmişliği birbirine paralel olmalıdır. Paralellik bozulduğunda, aradaki farkı kapatmak için başkaları fikren silahlanmış, kapınıza dayanırlar.

Bir ülkeyi ele geçirmek için iki yol vardır. Ya fikirlerini değiştirirsiniz, ya da topraklarına bomba yağdırırsınız. Ancak kesin başarı için, her ikisi de yapılır.

Hitler'i reklamda kullanan, şampuan firması yöneticileri de tarih okumamışlar anlaşılan. Okudularsa da, anlamamışlar pek fazla. Bu reklama "olur" verenler, 4 milyon insanın öldürüldüğü, yakıldığı imha kampları gezmeliler.

Taşlar hala ölüm kokuyor. Sanki biri ansızın çıkıp, sizi fırınlara itecekmiş gibi hissediyorsunuz. Korku çöküyor üstünüze. Sessizce dinlediğinizde, duvarlar çığlık içinde.
Kadın ve çocukların sürekli suistimal ve istismar edildiği, kadınların her gün dövülüp, işkence edilip, öldürüldüğü, öküzlerin kayıt altına alınıp, kadınların, kızların sayısı tam bilinmediği, kızlarını dedelerle evlendiren "erkek" babaların bulunduğu bir ülkede, erkeği Hitler'e benzetmek hata olmasa da, bu karakterin reklamda oynatılması, affedilmez bir kaza.

Reklamında Hitler'i kullanan firma, ürünlerinde de Zyklon B kullandıysa ...Kelliğe kesin çözümü bulmuş demektir.

Bakalım beyler bu reklamı nasıl yorumlayacaklar.


Kaynak : http://www.internethaber.com/ve-allah-oku-dedi-dedi-de,-kime-dedi-12459y.htm#ixzz1q503BdvH

27
0
0
Yorum Yaz