18 08 2008

Alsah Blokları - "Ali Şahin'in Not Defteri" Arşivinden

26/6/2007: Erkek Politika Üzerine Tezler 21/6/2007: İşte CHP'nin Seçim Beyannamesi 21/6/2007: Fotoğraflarla Kadın19/6/2007: SEVINÇ ÇOKUM'LA SÖYLESI19/6/2007: ?ZINISIM ADNIKRAF NİNEKİLHET 19/6/2007: Değinmeler 2/ Ali ŞAHİN19/6/2007: Değinmeler/ 1 Ali ŞAHİN19/6/2007: Cide Festivali 2005- Rıfat Ilgaz Şiirinde Mizah Üzerine/ Ali NAZLI19/6/2007: Şiirler / Oyhan Hasan Bıldırki19/6/2007: Geçmişten Günümüze Taşköprü'de Basın (İnceleme Taslağı) / Ali ŞAHİN19/6/2007: "Şiirin Yazma"nın Güçlüğü Üzerine Bir Deneme/ Ali ŞAHİN19/6/2007: Çağdaş Türk Şiiri'ne Giriş 2/ Memet Fuat19/6/2007: O Analar, O Anılar, O Yıllar19/6/2007: İzmir'in İçinde Amerikan Neferi/ Şükran KURDAKUL19/6/2007: Tahir'le Zühre Meselesi / Nazım Hikmet19/6/2007: Yalçın Küçük... Deli mi dahi mi?/ Ayşe ARMAN / Kategori: Soylesi19/6/2007: BİRKAÇ SATIRDA 90 YIL: MİHRİ BELLİ18/6/2007: PARTİLER VE SEÇİM• CANSIZ HAYAL / ÖYKÜ / Fikri UZUN• Oral Çalışlar veda etti• Nazım Hikmet • Ne solcumuz solcu, ne de dincimiz dindar - Savaş Süzal• Şehrin yazarı • Çağdaş kadınların güçlü ülkesi • “YAŞAMA SEVİNCİNE BİN SELAM” / Kadir İNCESU• Serbest bırakırsanız türbansız öğrenci kalmaz • BEBEĞİM OLMASAYDIN EĞER• Doğumunun 140’ıncı Yılında Tevfik Fikret, TYS Aşiyan’da Anıldı• Hürriyet Gazetesi'ni kınıyorum• ÇORUM İLÖĞRETMEN OKULLULARIN SİTESİ (CORMİO)• Oy kullanacağınız yeri internetten öğrenin• Sandığa Gidin / Rıza Zelyut• CHP Adayları MehmetYıldırım ve Mehmet Ali Tosyalıoğlu KESK’i ziyaret etti • CİNAYET ÇÖZMEYE MERAKLI 4 KARAKTER İLK KEZ VE SADECE MİLLİYET KİTAP'A KONUŞTU.• AKP'nin Kültürü / Müge TUZCUOĞLU- Erkan ARAZ• Ateş Kimin Elinde / G&uu... Devamı

26 06 2008

CANSIZ HAYAL / ÖYKÜ / Fikri UZUN

                                                                       CANSIZ HAYAL              İlkokulu bitirmiş, okul müdürlüğüne de bakan öğretmenince diploması düzenlenecekti. Diplomaya yapıştırılacak fotoğraf gerekliydi.            Öteki arkadaşları şehre, dedesi ya da babasıyla gidip fotoğraf çektiriyor, parasız yatılı okunabilecek okullara sınavlara girmeye hazırlanıyorlardı. Ozan, sınavlara girmiyor, gurbetteki babasından mektup bekliyordu. Babası onu yanında okutacaktı. Ha bu gün, ha yarını bekleyemedi. Cumhuriyet Bayramlarında arkadaşlarıyla birkaç kez, bir kez de nenesiyle şehre yürüyerek gitmiş, şehrin yolunu biliyordu. Caddede yürümesi hoşuna giderdi. Yolun ortası taşlıktı da, kıyıları ince kumluydu. Yoldan geçecek motorlu taşıt korkusundan değil, ayaklarını acıtmayacağını, ayakkabılarını eskitmeyeceğini bildiği kıyıdan o ince kumlu yerden yürürdü.Köyden çıkıp caddeye indi, araba beklemeğe gerek görmedi, yürüdü. Araba ya geçer ya geçmez, geçmezse köye geri dönmek gerekirdi. Şehre gitmeyi aklına koymuş, geri dönüş yoktu. Caddede yürümeye başladı. Arkasından araba yetişirse binecekti. Yetişmedi. Sadece, Depelce yakınlarında, kara boyalı, “yayla” gibi bir taksi yanından geçti gitti. Sürücünün gözlerinde, kara camlı gözlük vardı.Kale, cami minareleri, Çan Saati ve şehri... Devamı

09 06 2008

Oral Çalışlar veda etti

ORAL ÇALIŞLARoralcalislar@cumhuriyet.com.tr 9 Haziran 2008 Bir Veda Yazısı... Bu veda yazısı Cumhuriyet okurlarına ve de tabii gazetede 16 yıl birlikte çalıştığım arkadaşlarıma…Kolay değil 16 yılımı geçirdiğim kurumu terk etmek. Bunları yazarken boğazım düğümleniyor. İlk gazeteye başladığım günü anımsıyorum… Sonraki yılları…Cumhuriyet’te çalışırken yitirdiğimiz sevgili dostlarımı, büyüklerimi; Berin Nadi’yi, Uğur Mumcu’yu, Ergun Balcı’yı, Mehmet Kemal’i, Mustafa Ekmekçi’yi, Ahmet Taner Kışlalı’yı, Oktay Kurtböke’yi, Ali Ulvi’yi ve daha birçok değerli meslektaşımı anımsıyorum.Ergun Balcı, filtresini kopardığı siga-rasıyla koridordan laf atarak yürürdü. Mehmet (Kemal) Ağabey, benim odada soluklanır ve sonra yoluna devam ederdi…***Profesyonel gazeteciliği Cumhuriyet’te öğrendim. Daha önce genel yayın müdürlüğünü yaptığım günlük Aydınlık gazetesi bu mesleğe başlamam için ilk adımdı. Sonra Milliyet’e ve Cumhuriyet’e yazı dizileri hazırladım.1 Kasım 1992’de Cumhuriyet’in Cağaloğlu binasının kapısından içeri girdim ve giriş o giriş. Tabii o zaman da bu gazetede yıllardır çalışanlar bulunuyordu. Başta İlhan Ağabey olmak üzere, Hikmet Çetinkaya, Şükran Soner, Abdülkadir Yücelman bu gazetenin en kıdemlileri olarak gazeteye katkılarını sürdürüyorlar.***Bu 16 yıllık Cumhuriyet’teki son ve en zor yazım. Çok değişim taraftarı olmama rağmen tutucu bir tarafımın olduğunu söyleyebilirim. Cumhuriyet’ten ayrılmaya karar vermem kolay olmadı. Günlerce düşündüm taşındım.“Sıfır Noktası” başlıklı köşemdeki değerlendirmeleri beğenmeyenler, tepki gösterenler oldu. Tehdit edenlerle bile karşılaştım. Bu tepkilerin gaz... Devamı

30 05 2008

Nazım Hikmet

Nazım Hikmet Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim 1967 Nazım Hikmet! Türkçe’de yazılmış en güzel şiirlerin yazarı... Bu coğrafyada yaşayan insanların büyük bir kısmı ondan hiç değilse bir kaç dize okumuştur. Ama Nazım’ın romanlarını pek azımız biliriz. Ölümünden sonra basılan “Kan Konuşmaz”(1965) ve “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” (1967) romanları, -o dönemde- şiirlerinin yanında göze çarpmamış, bugünlerde ise bütünüyle unutulmuş durumda. Şiirleri tekrar tekrar basılan yazarın romanlarının yeni baskılarına pek rastlanmıyor. Açıkça söylemek gerekirse, ilk romanı “Kan Konuşmaz”, pek başarılı bir metin değil, ancak “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”, üzerinde durulmayı hakediyor. N.Hikmet’in yaşamının bu son eseri, Fransa ve SSCB’de, belki içeriği ile daha uyumlu olduğundan, “Romantikler” adıyla yayınlanmıştı. Anlatılan, 1920’lerden 1950’lere dek geçen sürede, bir dolu baskıya, acıya, sefalete rağmen inandıkları düşünceler adına boyun eğmeden savaşan genç insanların öyküsüdür. Öyle bir öykü ki, Kurtuluş savaşı yılları Anadolu’sundan, Ekim devrimi sonrası Moskova’sına, oradan II.Paylaşım savaşı günlerindeki Cumhuriyet Türkiye’sine gidip gelirken, yansıttığı atmosfer ve toplumsal eğilimlerle, edebiyatın ötesine geçiyor, tarihin canlı bir tanığı oluyor. Romanın otobiyografik niteliği çok açık. Ana karakter Ahmet, Nazım’ın kendisidir. Kerim, İsmail, Neriman, Si-ya-u, Anuşka gibi diğer önemli karakterler de, yine yaşadığını bildiğimiz insanlar. Yazar, yaşanmışlıkları edebi bir dille aktarırken, bir anlamda, kendi yaşamının muhasebesini yapıyor. TKP’nin inşasını, başlangıçtaki hedeflerini, parti üyelerinin gördükleri baskıları, dönemin hakim düşünce tarzını, Moskova’da, değişik ülkelerden, ırklardan oluşan üniversiteli gençleri, -didaktik bir tarzda değil- insani ilişkiler çevresinde ele almış. Nazım’ın şiirlerinden tanıdığımız Çi... Devamı

03 04 2008

Ne solcumuz solcu, ne de dincimiz dindar - Savaş Süzal

Ne solcumuz solcu, ne de dincimiz dindar - Savaş Süzal Nisan 03, 2008 - SAVAŞ SÜZAL Ne kadar rol yapan, yaşamımızda doğalcılıktan uzaklaşmış, tuhaf bir millet olduk. O doğal, özü sözü doğru millet sanki yer yarıldı yerin içine gitti, yerine hiç tanıyamadığım yeni bir nesil ortada.  Örneğin herkesin ağzında bir,  “aşkım, aşkım” sözü, o kadar sahte olduğu belli olan ve inanılmadan söylendiği somut bir deyim olmuş artık, kedilerine köpeklere bile aşkım diyebiliyorlar. Bu sosyal çürümenin bir yönü.   İdeolojik açıdan solculara bakıyorum, o hani her türlü dini tahakkümü kabul etmeyen reddeden, hatta dini kabul etmeyen solculara. Sermayeye karşı olan bir zamanlar devrimci türkü ve sloganlar atanlar yoksulun, emekçi sınıfının kardeşliğini vurgulayan solcular, şimdilerde dincilerin, tarikatların peşine takılmış, sermayeye hizmet ediyor. Artık onlara solcu demek için bin şahit ister. Değişmeyen tek şeyleri, kendilerine yakıştırdıkları aydın veya entelektüel etiketi.               Öte yandan kendilerini dine saygılı, din adına kavga ettiklerini yayanlara bakıyorsunuz, onlarda daha kararlı hedeflerine yönelmiş durumda. Durun yanlışlık yapmayın hedefleri Allah yolunda değil yeşiller yolunda. Yeşil dolar yolunda. Müslümanlar adına mücadele ettiklerini savunan İslamcı parti, çevrede ne kadar Müslüman düşmanı ülke varsa al takke ver külah.  Bir yandan İsrail’e sövüp say, ardından İsrail’le aynı yatağa gir. Irak’ta bir milyon din kardeşini katledenlerin kapıkulu ol, ıslama yönelik yıpratıcı projelerin odak noktası ol.             Ancak dikkat çeken, bu iki gurup arasında ortak noktanın yeşiller, yani yeşil Amerikan dolarları olması. Her iki gurupta bugün bu paraları kapmak için her şeyi yapıyor. İktidardaki dinciler, memlekete tek bir çivi çakmadan tek bir iş alanı yaratmadan ülkenin bir Arap ülkesi olmasını önleyen ne kadar k... Devamı

08 03 2008

Şehrin yazarı

KAPAK Cumhuriyetin yaratmak istediği 'modern' Türk kimliğinin içini doldurmak görevini yine romanlar üstlenmişti. Edebiyat, gecikmiş modernleşme içinde kendilerini siyasal haklarından mahrum bırakılmış hisseden İslami kesimler için özel bir mücadele alanı oldu 08/02/2008 (638 defa okundu) A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi)   1-Münevver Ayaşlı, 2-Halit Ertuğrul, 3-Emine Şenlikoğlu, 4-Semiha Akverdi, (üstte soldan sağa) 5-Safiye Erol, 6-İsmail Fatih Ceylan, 7-Şule Yüksel Şenler, 8-Hekimoğlu İsmail(altta soldan sağa)   Bir yaşam biçiminin tasviri: hidayet romanları Tanzimatla başlayıp günümüze kadar farklı şiddet ve biçimlerde sürdürülen batılılaşma kavgasının simgesi haline gelen türban tartışması, Türk romanına nasıl yansıyor? Meseleye edebiyat açısından baktığımızda, birkaç romandan fazlasını göremiyoruz. Ama edebiyatın kayda değer bulmadığı, bir alt-tür olarak kendi kapalı kamusunda seyreden İslami romanlar gerek yazılan roman adeti gerek baskı sayısı olarak hiç de yabana atılır gibi değil. 'Hidayet Romanları' adıyla anılan türün ilk örneği Huzur Sokağı'nın, 1970'ten bu yana ulaştığı 1.5 milyonluk satışla 'Türkiye'nin en çok okunan romanı' unvanına sahip olduğu iddia ediliyor. Romanın toplumsal işlevini görmezden gelen edebiyat 'guru'ları yüksek edebiyatla ilgilenedursunlar, İslami kimliği topluma yayma görevini yüklenen İslami romanlar, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal gündemini belirliyorlar. Şaşırtıcı değil. Romanın hayali-kimlikler yaratmak konusundaki araçsallığı, Tanzimattan bu yana, toplumsal ve siyasal meselesini kimlikler üzerinden ifade etmek isteyen her kesim tarafından ölçüsüzce kulanılmıştır. Daha Osmanlı döneminde, asıl temelini ekonomik, politik ve askeri zorunluluklar teşkil ettiği halde, 'Batı'ya karşı 'Türkün ateşle imtihanı' kimlikler üzerinde cisimlenmişti. 'Osmanlı nasıl kurtulur?' meselesi etrafında kümelenen aydınlardan ve ilk roman yazarlarından olan Namık ... Devamı

08 03 2008

Çağdaş kadınların güçlü ülkesi

Çağdaş kadınların güçlü ülkesi Türkiye insanlık uygarlığı tarihinde 'ne kadar erkek bir toplum' olduğunu yeterince ispatlamış olmalı. Ekonomi, insani kalkınmışlık ve uluslararası ilişkilerde eksik bir toplum olarak yol buraya kadar. Türk siyaset kültürü yüzyılların birikimi olan şiddet kültürü ve aşağılık komplekslerinin tortularından arınmalı 08/03/2008 (425 kişi okudu) BAHADIR KALEAĞASI (E-mektup | Arşivi) BRÜKSEL - "Ne kadar az şey bilirsek 'öteki' hakkında, o kadar kolay olur genelleme yapmak. Ne kadar genelleştirir ve uzakta tutarsak 'öteki'ni, o kadar fazla olur korkumuz." Yazar Elif Şafak konuşuyor; duru bir İngilizce ile; "su gibi:" "Tasavvufi İbn Arabi 13. yüzyılda 'Aşk dinini izlerim, kervanı beni nereye götürürse' demiştir. Aşk dini 'korku dini'nden ve beraberinde getirdiği Doğulu ve Batılı sertlik yanlılarının ürünü olan 'korku siyaseti'nden çok farklıdır." Avrupa Parlamentosu, AB Komisyonu, Avrupalı sivil toplum kuruluşları, diplomasi, özel sektör ve medyadan dinleyicilerin ilgisi iyice yoğunlaşıyor. "Ve bugün Batı'da önemli derecede bir İslam korkusu ile Müslüman dünyadaki Batı'ya karşı derin güvensizlik birlikte var olmakta." Brüksel'de, Kadın Girişimciler Derneği (Kagider) ofisinin açılışına katılan AB çevreleri iyice dikkat kesiliyor: "Aşk ve sufizm ve de edebiyat su gibi olabilir; akışkan ve dönüştürücü. Türkiye şaşırtıcı ve çok yüzlü bir sanat ve kültür yaşamına sahip. Ne yazık ki bu zenginlik Avrupa dillerine nadiren çevriliyor." Davetliler belki de ilk defa duydukları 'kökleri gökyüzüne doğru uzanan tûba ağacı' gibi metamorfozların da etkisi altında konuşmanın ana mesajlarını daha da iyi anlıyorlar: - "İslam ile demokrasi bir arada yaşayabilir mi? Bu soru karşısında Türkiye 150 yıllık Batılı evriminin sonucunda 'evet' yanıtına ulaştı." Daha çok, daha çoğul Kagider, başkanı Gülseren Onanç'ın Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada dediği gibi... Devamı

05 10 2007

“YAŞAMA SEVİNCİNE BİN SELAM” / Kadir İNCESU

    “YAŞAMA SEVİNCİNE BİN SELAM”                                                                                                                                    KADİR İNCESU             Ümit Kaftancıoğlu öldürülüşünün 26. yılında, Öztürk Tatar tarafından hazırlanan “Yaşama Sevincine Bin Selam / Ümit Kaftancıoğlu” adlı kitapla anılıyor. 8 Nisan tarihinde Atatürk Kültür Merkezi’nde bir anma etkinliği de gerçekleştirilecek. Kitabı hazırlayan ve etkinliği organize eden Öztürk Tatar ile görüştük   —Böyle bir çalışmaya sizi iten sebep nedir?    Bu yıl Ümit Kaftancıoğlu’nun öldürülüşünün 26 yılı. 11 Nisan 1980’e kadar Türk yazınına nice eser kazandıran Ümit Kaftancıoğlu hakkında, ne yazık ki ölümünden sonra yayımlanmış kaynak niteliği taşıyan bir kitap, toplu bir değerlendirme yoktur. 1997 yılından başlayarak her yıl, çeşitli dergi ve gazetelere Kaftancıoğlu ile ilgili makaleler yazmaya çalıştım. O’nun hakkında yayımlanmış bir kaynağın olmayışı Kaftancıoğlu’nu anlatma-tanıtma acısından beni sıkıntıya sokuyordu. Tam anlamıyla sanatını ve edebi yaşamını yansıttığımı söyleyemem. Yazılan her yazı yavan düşüyordu sayfalara. Beslenebileceğim bir kaynaktan yoksundum. Böylesi bir çalışmaya beni it... Devamı

13 09 2007

Serbest bırakırsanız türbansız öğrenci kalmaz

Serbest bırakırsanız türbansız öğrenci kalmaz FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN AKP türbanı serbest bırakırsa iki yıl içinde hiçbir üniversitede başı açık kız göremezsiniz. Ama örtünmenin artması AKP'ye yaramayacak. Çünkü istismar konusunda sizden ileride olanlar hep çıkar Türban takanların sayısı artıyor. Ben, yakın zamana kadar bu ülkede örtünmenin azaldığını düşünüyordum. Türbanın artmasıyla Türkiye'de hem demokrasi hem yaşam biçimi çok zorlanacak Dört yıldır basından 'tarımın battığını!' duyduk. 'Sübvansiyon yok, köylü perişan' dendi. Peki ne oldu? Tarımın oyu AKP'ye gitti. Meğer AKP iki misli sübvansiyon vermiş köylüye 10/09/2007 (9337 kişi okudu) NEŞE DÜZEL (E-mektup | Arşivi) NEDEN? Tarhan Erdem 22 Temmuz seçimlerinin sonuçlarını bir tek Tarhan Erdem'in araştırma şirketi tam olarak bildi. Erdem'in araştırması Radikal'de yayınlandığında, birçok gazeteci sonuçlara inanmadı. Hatta Erdem'e hakaretler yağdıranlar oldu. Ve Tarhan Erdem, seçimlerden sonra yeni bir araştırma daha yaptı. Bu kez AKP'nin oyu daha da artmış olarak çıktı. Burada önemli olan, bu son araştırmada ortaya çıkan sonuçların biraz sessizlikle karşılanması. Bugün Türk medyasını takip eden ya da ordunun tepkilerine bakan hiç kimse, bu ülkede bugün oyları yüzde 54'e varan bir siyasi partinin varlığını düşünemez bile. Neden ülkenin nabzını tutması gereken medya olan biteni görmekte zorlanıyor? Ordu, AKP'nin oylarının bu kadar istikrarlı artmasının sebeplerini niye fark edemiyor? Türkiye'in gerçeğini en sağlıklı biçimde ölçebilen Tarhan Erdem'e son gelişmeleri, medyayı, orduyu, AKP'yi ve türbanı sorduk. Erdem önemli açıklamalar yaptı. Sizin seçimlerden sonra yaptığınız son kamuoyu araştırmasında AKP'nin oyunun yeniden arttığı ve yüzde 50'yi geçtiği görülüyor. Evet, yüzde 54. Gerginlik her arttığında AKP'nin oyu da artıyormuş gibi görünüyor. Gerçekten de gerginlik ile AKP oyları arasında bir bağ mı var? Bunu... Devamı

25 08 2007

BEBEĞİM OLMASAYDIN EĞER

BEBEĞİM OLMASAYDIN EĞERGeceleri kesintisiz uyuyacak ama her kalkışımda seni öpme duygusunu tadamayacaktım. İstediğim her akşam, sinemaya, bara, dürüm yemeğe, sahilde dolaşmaya gidebilecektim ama 'anne bende geleyim' diye bacaklarıma yapışan minik ellerinin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi...Yeni boyanmış duvarlarımda kalem izi ve yemek izi olmayacaktı ama ben silerken 'anneciğim ne kadar iyisin' diyen sesini duymayacaktı kulaklarım... Babanla belki daha az kavga edecektim ama her kavga sonrası 'üzülme ben seni çok seviyorum' diye beni göğsüne bastırmayacaktın...Belki başım daha az ağrıyacak, daha az yorgun olacaktım ama kanepeye uzanıp minik ellerinle yaptığın o büyülü dokunuşların etkisiyle dirilemeyecektim...Hastane odasında, lohusa kurdelası ile çekilmiş fotoğraflarım olmayacaktı....Otobüse bindiğimde kimse yer vermeyecekti... Her gece bıkmaksızın baktığın düğün fotoğraflarıma belki yılda bir kez bakacaktım...Annemi bu kadar sevdiğimi anlamayacaktım...'Seni seviyorum' demeyi hep erteleyecektim. Annelik duygusu ile donanamayacaktım...Doğum izni prosedüründen haberim olmayacaktı...Aynı cinsin rekabetinin ne demek olduğunu anlamayacaktım...Elim senin elinde dolaşırken bir sahil kenarında, dalga seslerinin bize şarkılar mırıldandığını duyamayacaktım... Gece senle ilgili korkulu rüyalar görmeyecek, ızdırapla uyanıp yatağının yanına gelip, derin derin nefes alışını izleyemeyecektim...38.5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı...Anneler gününde kimseden hediye alamayacaktım ama ertesi gün bana küsüp geri hediyesini isteyen bir yavruya gülümseyemeyecektim...Sabrı, merhameti, önseziyi, özveriyi, duyarlığını, öğrenmeyi, öğretmeyi tam randımanlı kullanamayacaktım...Gece 4:30 da gözü kapalı mutfağa kadar gidip, bardağa su doldurup yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım...Minicik evimi mama sandalyesi, otomobil koltuğu, ana kucağı, rengarenk emzikler, muhtelif boyda biberonlar, onlarca çeşit barbie, yapbozlar, tüylü-tüysü... Devamı

21 08 2007

Doğumunun 140’ıncı Yılında Tevfik Fikret, TYS Aşiyan’

20/08/2007 Aydınlanmanın öncü şairiydi Doğumunun 140’ıncı yılında Tevfik Fikret, Türkiye Yazarlar Sendikası tarafından evi Aşiyan’da anıldıTevfik Fikret’in 140’ıncı doğumgünü, sevenleri tarafından kutlandı. Fikret’in Türk şiirinin öncü şairlerinden olduğu belirtildi ve aydınlanmaya yaptığı katkıya vurgu yapıldı. Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), çağdaş şiirimizin öncü sesi Tevfik Fikret’i 140. doğum yıldönümünde Aşiyan’da müze haline getirilen evinin bahçesinde, mezarının başında andı. Tevfik Fikret’in hayatının son yıllarını geçirdiği ve semte de adını veren Aşiyan adını verdiği evinin bahçesinde yazarlar, edebiyatseverler ve Galatasaraylılar Derneği’nin aralarında bulunduğu katılımcılar toplandı. Müze haline getirilen ev gezildikten sonra etkinlik, katılımcıların bahçede toplanmasıyla başladı. Anmanın açış konuşmasını yapan TYS Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Gülek, Tevfik Fikret’in yaşamını anlatarak mücadeleci kişiliğine vurgu yaptı. Daha sonra söz alan Yazar Gülsüm Cengiz, Tevfik Fikret’in muhalif bir yazar olduğunu belirterek; şiirimize getirdiği yeniliklere dikkat çekti. Cengiz, Fikret’in şiirinde kadın temasını işlediğini anlatarak “19. yüzyılda Osmanlı dönemindeki feodal değerlere karşı, ilk defa kadını nesne değil de özne olarak işlemiştir. Savaşlardan dolayı dul kalan, yetim, çaresiz kalan kadınların durumunu, toplumsal nedenleriyle ele alan ilk şairdir, ikincisi de Nâzım Hikmet’tir. Kadınları, erkeklerle aynı eşit haklara sahip olması gereken bir kimlik olarak görür” ifadelerini kullandı. Cengiz ayrıca, Fikret’in çocuk yaşta annesini kaybetmesinden dolayı şiirlerine yoğun bir hüznün sindiğini vurgulayarak çocuklar için de yetkin şiirler yazdığını söyledi. Cengiz, Fikret’ten dörtlükler okuyarak; “Çocuklar için yazdığı ‘Şermin’ kitabı, içerik ve biçim olarak çok iyi örülmüş bir eserdir. Didaktik bir üsluptan kaçındığı bu şiirinde, çocuklara se... Devamı

19 08 2007

Hürriyet Gazetesi'ni kınıyorum

HÜRRİYET GAZETESİ YAZARI EMİN ÇÖLAŞAN'IN YAZILARINA SON VERİLMESİNİ KINIYORUM.     BUNDAN BÖYLE AŞAĞIDAKİ DOĞAN GAZETECİK YAYINLARINDAN   HÜRRİYET GAZETESİ MİLLİYET GAZETESİ RADİKAL GAZETESİ POSTA GAZETESİ FANATİK GAZETESİ   ALMAYACAĞIM.... Devamı

19 08 2007

ÇORUM İLÖĞRETMEN OKULLULARIN SİTESİ (CORMİO)

 okul fotoğrafları   yeni fotoğraflar    anılar     iletişim kuranlar    iletiler   adları bilinenler   öğretmenlerimiz    yitirdiklerimiz   linkler    İlişkileri süren bir grup Çorum İlköğretmen okullular olarak; ortak geçmişimizi anmak, izlerini yitirdiğimiz dostlarımızı bulmak amacıyla internette yer almak istedik.    Özellikle "Çorum İlköğretmen Okullular" diye tanımlıyoruz kendimizi. Okulumuzda bir süre eğitim görmüş ama türlü nedenlerle bırakmış, bitirmiş ama öğretmenlik yapmamış arkadaşlarımızla, okulumuzda görev yapmış öğretmen ve diğer çalışanları kendimizden ayrı saymıyoruz.    Bu sitenin gelişmesi tümüyle duyarlı arkadaşlara bağlı olacaktır. Bu sitede yer alanların bugünkü durumları, anıları, ve öğrencilik döneminde çekilmiş fotoğrafları yer alacak. Bu da ancak iletişim kuran arkadaşların gönderdikleri ile gerçekleşecektir. iletişim: bilgi@corumio.com 07.03.2007 tarihinden bu yana: <****** src="http://xyz.freeweblogger.com/counter/******.php?u=corum"> free web counter   BİZDEN HABERLER İletişim üzerinden gelen haberler *Halis Demirci Öğretmenimiz hasta *Bahattin Şensoy'un oğlu evlendi *Arkadaşımız Durmuş Coşkun'un eşi Ameliyat oldu *Ayvalık Buluşması * Recep Saraçlı babasını yitirdi *İstanbul Buluşması *Özgün şiveyle çorumlunun aşk şiiri HABER BELGELİĞİ SİTE AÇILIŞ TARİHİ: 13 KASIM 2006 Merhaba, Ali Şahin ve Hüseyin Erikli, Çorum Öğretmen Okullular için bir site önerdiğinde, böylesine güçlü bağların olduğunu düşünememiştim. Siteyi hazırlamaya başladığımda, ortalama 35 yıldır kendilerinden bilgi almadığım bir çok arkadaşla ilişki kurdum / kurmaktayım. Bu süreçte öylesine duygulu anlar yaşadım ki anlatılamaz. Sevinçten de gözlerim yaşardı, yitirdiğimizi öğrendiğim arkadaşların üzüntüsünden de... ... Devamı

21 07 2007

Oy kullanacağınız yeri internetten öğrenin

Oy kullanacağınız yeri internetten öğrenin 22 Temmuz’da seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanabileceklerini Yüksek Seçim Kurulu’nun resmi sitesi www.ysk.gov.tr’den öğrenebilecekler. NTV-MSNBC Güncelleme: 18:43 TSİ 11 Mayıs 2007 Cuma İSTANBUL - Yüksek Seçim Kurulu’nun resmi sitesindeki hazırlıklar tamamlandığında seçmenler siteye girerek nerede oy kullanılabileceği bilgisine ulaşabilecek.   Yüksek Seçim Kurulu’nun resmi sitesi www.ysk.gov.tr’ye girilerek ‘nerede oy kullanacağım’ bölümü tıklandığında; T.C kimlik no ile sorgulama Seçmen no ile sorgulama Kimlik no ile bilgileri sorgulamabaşlıklarına ilgili bilgiler girilerek, hangi sandıkta ve nerede oy kullanılabileceği öğrenilebilecek. Şu anda yalnızca seçmen numarası ve ikametgah bilgilerine ulaşılabiliyor. Hazırlıklar tamamlandığında siteye girerek nerede oy kullanılabileceği öğrenilebilecek.Oy atacağınız yeri öğrenmek için tıklayınYSK’nın resmi sitesini incelemek için tıklayın Devamı

21 07 2007

Sandığa Gidin / Rıza Zelyut

Rıza ZelyutSandığa gidin Sevgili okurlarım!..Her şey yalan bugün doğru...Bugünü çok iyi değerlendirin.Bakın: Hırsızlar koşa koşa sandığa gidiyor.Terörist tayfası bütün gücüyle sandığa yükleniyor.Ali Dibolar, sandığı ablukaya almışlar.İstiyorlar ki bu yolsuzluk düzeni devam etsin...Sömürgen-vurguncu sermaye sahipleri de sandığı asla bırakmıyor.Dünyanın en tatlı faiziyle kolaydan para kazanıyorlar ya...Hazinemizi istedikleri gibi tırtıklıyorlar ya...Bu yüzden borsayı hep zıplatıyorlar ya...Ekonomi iyi deyip sizi kandıracaklar ya...Kendi çocukları emeklemeye başlamadan dolar milyoneri oluyor ya...Bütün yamuklar sandığa gidiyor.Ya siz neredesiniz?Yoksa, 'Benim bir oyumdan ne çıkar ki...' mi diyorsunuz?Sizin o bir oyunuz var ya...Çok önemlidir; unutmayın...Unutmayın: Bir oy dünyaya bedeldir.Bir oy, iktidarı tayin eder.Siz gitmezseniz de öbürleri gidiyor.Gidip, yamuklar iktidarı belirliyor.Sizin de şikayet etmeye hakkınız kalmıyor.Haydin, sandığa gidelim.Sandığı haramilerden kurtaralım...OYUNUZ KURŞUN OLMASINHem yazıyorum hem de gazetelere bakıyorum2 askerimiz daha şehit olmuş.O anaları düşünüyorum:Aslan gibi çocuklarının başında yakalarını yırtıyorlar.Feryatları yeri göğü dolduruyor.Ama kim duyar onları...Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafları dev gibi panolarda.Her yeri işgal etmiş...'Yola devam!' diyor...Yeni çocuklarımızın ölmesi için...Yola devam.Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın sözlerini yeniden duyuyorum: Terörü önlemek için Kuzey Irak'a girmeliyiz. Girersek başarılı oluruz.Ama dev panolardan millete bakıp 'Yola devam!' diyen kişi, karşı çıkıyor.'Ben girmem, oradakilere dokunmam!' diyor anlayacağınız.Ama oradakiler bizim çocuklarımıza dokunuyorlar.Her gün birini, ikisini havaya uçuruyorlar.Bu yüzden: Oyum, benim evladımdır.Onun canını cellada teslim etmem.Oyum kurşuna dönmesin.Gelip beni vurmasın.ZAM GELECEKAKP yeniden iktidar olursa, vatandaş yandı yanacak.Bunlar IMF'ye imza verdiler.Ali Babacan attı imzayı.Bunu da ... Devamı

15 07 2007

CHP Adayları MehmetYıldırım ve Mehmet Ali Tosyalıoğlu KESK’

Yıldırım ve Tosyalıoğlu KESK’i ziyaret etti Yıldırım, "İnebolu halkına, İnebolu`yu Yiğit İnebolu yapacağız, Gümrük Müdürlüğünü tekrar getireceğiz, size söz veriyorum" dedi CHP Milletvekili ve adayı Mehmet Yıldırım ve CHP milletvekili Adayı M. Ali Tosyalıoğlu, CHP Kastamonu İl Başkanlığı, Taşköprü CHP İlçe teşkilatının Belediye Sosyal tesislerinde hazırladığı yemeğe katıldılar. CHP Adayları ve İl Teşkilatının Taşköprü ziyareti; Taşköprü`de Belediye Başkan vekili Uğur Acar`la da Belediye Başkanlığında bir görüşme yapan Yıldırım, Taşköprü ile ilgili sorunları karşılıklı olarak birbirlerine aktardılar. Yıldırım Acar`la yaptığı konuşmasında Taşköprü ile ilgili tüm her alan ve konuda üzerine düşen görevi yapmaya hazır olduğunu söyledi.  Mehmet Yıldırım ve  M. Ali Tosyalıoğlu Belediye Sosyal tesisleri önünde bini aşkın beklemedikleri bir kalabalığı görünce duygu dolu anlar yaşayarak gözyaşlarını tutamadılar. Yıldırım`la bir, bir tokalaşan hemşerileri büyük tezahurat ve alkışlarla Kastamonu`dan gelen misafirlerle birlikte salona aldılar. Salonun almadığı ve dışarıya taştığı CHP İlçe Başkanlığının hazırladığı ve katılımcılara iki defada ancak verilebilen yemekte Bini aşan Taşköprülüler hemşerilerini tüm hepsi yumruklarını havaya kaldırarak bir ve beraberlik ile bu bileklerin bükülmeyeceği mesajını verdiler verdiler. İlçe ve çevre halkı da yapmış oldukları bu hareketleri ile Yıldırımı bağrına bastıklarını belirttiler.  Verilen yemek sonrası bir konuşma yapan Yıldırım hemşerilerine, Sarımsağı hallettik, şimdi CHP İktidarında kapatılan SEKA`yı geri alacağız, SEKA`nın kapatılması ile üretimi bitirilen kendiri tekrar ektireceğiz, Park yeri haline getirilen Sümerbank`ın yerine bir Yüksek Okul açacağız, ilçeye ve yöreye büyük bir soğuk hava deposu kuracak tonlarca sarımsağı burada muhafaza edeceğiz. Sarımsak Entegre tesisleri kuracağız. Bunları yapmaya hep birlikte var mıyız diye soran Yıldırım`a salondan alkışlarla büyük dest... Devamı

15 07 2007

CİNAYET ÇÖZMEYE MERAKLI 4 KARAKTER İLK KEZ VE SADECE MİLLİYET Kİ

CİNAYET ÇÖZMEYE MERAKLI 4 KARAKTER İLK KEZ VE SADECE MİLLİYET KİTAP'A KONUŞTU. Türk polisiyesinin kare ası anlatıyor1910'larda Osmanlı polis hafiyesi Amanvermez Avni, 1920'lerde dedektif Fakabasmaz Zihni ve şöhreti günümüze kadar ulaşan Cingöz Recai'den bu yana polisiyemiz çok yol kat etti. 2000'lerin kahramanları hayatımızda yerini aldı, cinayetler Türkler'e özgü usullerle çözüldü. Biz de polisiyelerin her zamankinden fazla revaçta olduğu yaz günlerinde bu türün 21. yy. kare asıyla konuştuk.MİRAÇ ZEYNEP ÖZKARTAL / Kapak Edebiyatın en çok ilgi çeken türlerinden biri aşk romanlarıysa diğeri de polisiyedir herhalde. Heyecan, zeka ve merak gibi insanın en temel duygularına hitap eden bu tür, 'elden bir türlü bırakılmayan' kitaplar doğurur. Agatha Christie de, Sherlock Holmes'ün yaratıcısı Sir Conan Doyle da -edebi anlamda tartışılır olsalar da- en sevilen ve en çok satan yazarların başında gelirler. Türkiye'de polisiye edebiyat son yıllarda ivme kazandı ama tarihi eskilere dayanıyor. 1910'larda Ebüssüreyya Sami'nin yarattığı Osmanlı polis hafiyesi Amanvermez Avni, 1920'lerde Hüseyin Nadir'in kaleminden çıkan dedektif Fakabasmaz Zihni ve şöhreti günümüze kadar ulaşan acar hırsız Cingöz Recai'nin maceralarından bu yana polisiye edebiyatımız çok yol kat etti. 2000'lerin kahramanları hayatımızda yerini aldı, cinayetler Türkler'e özgü usullerle çözüldü. Biz de polisiyelerin her zamankinden daha fazla revaçta olduğu yaz günlerinde (çünkü sıcak ve boğucu havanın altında hayatı sorgulayan kitaplar pek de cezbetmiyor okuru) bu türe farklı bir açıdan, kahramanlar üzerinden eğilelim dedik. Önce, yazarları, 21. yüzyıl polisiye kahramanlarımızın kare asının biyografilerini yazdı Milliyet Kitap okurları için. Sonra biz randevu alıp onlarla gündeme dair sohbet ettik. Türkiye'de suç da konuşuldu bu söyleşilerde, yaklaşan seçimler de... Birbirinden hem meslekleri hem dünya görüşleri hem de geçmişleri açısından far... Devamı

13 07 2007

AKP'nin Kültürü / Müge TUZCUOĞLU- Erkan ARAZ

EVRENSEL; 11/07/2007 ____________________  AKP’nin kültürü 1 Müge Tuzcuoğlu ‘Züccaciye dükkanına filler girdi’ Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Kemal Sevgisunar, AKP Hükümeti’nin, dört buçuk yılda kültür sanat alanına hiçbir şey katmadığını, plansız-programsız, çalışanlarıyla karşı karşıya gelen bir yönetim yarattığını dile getirdi. Sevgisunar, bu dönemin tek olumlu yanının, hükümetin uygulamaları neticesinde, çalışanların birbirlerine kenetlenerek bakanlığa sahip çıkmaları olduğunu söyledi. Sendikal sürecin de tamamen hükümetin uygulamalarının bakanlığa ve çalışanlara verdiği zararları telafi etmekle geçtiğine değinen Sevgisunar, “Züccaciye dükkanına fillerin girmesi gibi... Bakanlığa girdiler, bu hale getirdiler. Şu anda bakanlık bir beklenti içerisinde. Bir nebze belki düzeltilebilir, yeniden toparlanabilir gelecek dönemlerde diye” dedi.. Sevgisunar’a sorduğumuz sorular ve yanıtları şöyle: AKP’nin dört buçuk yılını, kültür sanat ve bu alanda çalışan insanlar açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? AKP’nin, seçim öncesi bu alana çok bir vaadi zaten yoktu. Kurumların gözden geçirileceği, düzenleneceği yönündeydi vaatler. AKP’nin bu alandaki uygulamaları genel politikası ile çelişmedi. Çelik, var olan sistemi değerlendiriyordu, Erkan Mumcu 4848 sayılı Yasa ile “Türkiye’yi bu konuda rahatlatacağını, tasarruf meydana getireceğini” söyleyerek iki bakanlığı birleştirdi. Bakanlıkların birleştirilmesi ile birlikte kendi çalışacağı adamları atamaya başladı. Personel ile arasında yeni yeni huzursuzluklar başladı. Müsteşardan il müdür yardımcısına kadar birçok yöneticiyi havuza atarak bu kadroları boşa çıkarttı. Sonra bu kadroların önemli kısmını tasviye etti, emekliliğe zorladı, bakanlıktan ayrılmaya zorladı. Bu konuyla ilgili açılan davalar hâlâ sürüyor. Bu sırada meslek gruplarına dönük saldırılar da oldu. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Kütüphane ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ... Devamı

13 07 2007

Ateş Kimin Elinde / Güngör Gençay

Evrensel, 12/07/2007 'den: ____________________ Ateş kimin elinde Güngör Gençay-gungurgencay@gmail.com 2 Temmuz 1993’teki Sivas kıyımı sırasında Madımak’ta olanlar, yaşadıklarını anlatıyor... Bilindiği gibi, ameliyat olacak hastayı uyku durumuna getirmek ve bu durumdan çıkarmak için de narkoz kullanılır. Ateşin de narkoz gibi iki başlı bir işlevi vardır. Hem yok eder, hem de aydınlatır. Bunun hangi yolda kullanılacağı, bilinç düzeyine bağlıdır. Ortaçağın kanlı gömleğini giyenlerin şimdiki torunları, aydınlığı yok etme girişimlerini zaman zaman günümüze de taşımışlardır. Sivas toplu kıyımı, işte bu eylemlerinden biridir. İğneyle kuyu kazanlar gibi, halkın özgürlüğü ve aydınlanması için kalemleriyle, saz ve sözleriyle uğraş veren aydınlar, sanatçılar, bir anlamda Prometheus görevini gönüllü üstlenen bireylerdir. Afşar Timuçin’in:“Özgürlük kavramı Prometheus’un kişiliğinde en yetkin anlatımını bulur. Özgürlüğü özerklikle karıştıranlar, özgür olmayı bildiği gibi davranmak diye anlayanlar Prometheus’un zincirli tutsaklığını özgürlük diye kavramakta güçlük çekeceklerdir. Çok zaman özgürlüğün bir bilinç sorunu ortaya koyduğunu düşünmeyiz, düşünmek istemeyiz.   Oysa insan ne kadar kendiyse, buna göre insanlığa ne ölçüde bağlanmışsa, ne ölçüde tarihe, insanlığın tarihine yerleşmişse ya da kısacası insanla ne ölçüde bilinç düzeyinde içli dışlı olmuşsa o ölçüde özgürdür, ne ölçüde kendi yasalarına göre davranabiliyorsa o ölçüde özgürdür,” belirlemesiyle dile getirdiği gibi, aydınlanma ve özgürlük ateşini yüklenerek Sivas’a gelmişlerdi, ortaçağ yanlısı kara sermayenin cellatları tarafından Madımak Otelinde yakılarak öldürüldüler. Sivas katliamının boyutunu, belirtilen ölü sayısıyla sınırlı tutmamak gerekir. Bir an kente gelen tüm sanatçıların Madımak otelinde kaldığını düşünürsek, facia, geniş çaplı bir aydın kırımı tasarısı olarak karşımıza çıkar. Ülkemizde böylesi toplu kıyımların, ç... Devamı

07 07 2007

Sayılarla Kadın Romanları / A. Ömer Türkeş

BİA Net’e yaptığım 2005 yılı roman değerlendirmesi tepkiler almış, kendileri 2005 yılı içerisinde ürün vermedikleri halde bazı kadın yazarlarımız eski romanlarını örnek göstererek 2005 yorumlarıma itiraz etmişlerdi. Milliyet gazetesinin haberi “2005 yılında yayımlanan 320 roman içerisinde kadın yazarların ürettiklerinin oranının bu yıl da düşük olduğunu belirten Türkeş, kadın yazarların en çok aşk, evlilik ve ilişkiler gibi konuları işlediklerini, bilimkurgu, polisiye ve siyasi meseleleri yazmadıklarını söylüyor” şeklindeydi. Yazarların yanıtlarını aktarmak ve karşı yanıtlar vermek niyetinde değilim, ama yukarıdaki ifadeden “bir yazarın konu seçme hakkına müdahale edildiği”, “kadınların hiç siyasi roman yazmadığı”, “Buket Uzuner’in romanlarının aşk romanları gibi algılandığı” ya da “kadın yazarların erkeklerden edebi açıdan geri kaldığı” gibi anlamlar çıkarılmasına şaşırdığımı söylemeden de geçemeyeceğim. Hem benzer yanlış anlaşılmalarla gelecek yıllarda karşılaşmamak hem de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü selamlamak için, okuyacağınız yazıyı Cumhuriyet dönemi kadın romanlarının sayısal dökümüyle sınırlı tutuyorum.   SINIRLAR ÇİZİLİYOR   Sayılar ve istatistiki bilgilerle dolu bir yazı ilginizi çekmeyebilir. Ancak aşağıdaki sayılar Türkiye’de ilk kez yayımlanıyor. Cumhuriyetin kadın yazarlarının ve bu yazarların kaleminden çıkan romanların sayısını -elbette ufak tefek hata payları olduğunu unutmadan- ilan edecek olan bu yazı, Cumhuriyet romanı hakkında yürüttüğüm çok uzun süreli bir çalışmanın bir parçası. Doğrusunu söylemek gerekirse Cumhuriyet dönemi Türk romanının sınırlarına hâlâ ulaşmış değilim. Asıl ulaştığım bugüne de Türk romanı hakkında verilen rakamların çok eksik olduğu, yüzlerce yazarla binlerce romanın kaybolmaya yüz tuttuğu, hatta birçoğunun kaybolduğu gerçeğidir. Bugün unutulan, bilinmeyen ve yok sayılan binlerce romanda karşılaştığımız hikayelerin, insa... Devamı

26 06 2007

Erkek Politika Üzerine Tezler

Evrensel, 26/06/2007 GÜNLÜK Yücel Sarpdere-sarpdere@gmail.com Erkek politika üzerine tezler Gül Bey’in, kendisini cumhur seçmeyen diğer vekilharçları “erkek” olmamakla itham etmesi… Diğerinin de Gül’ü “erkekliğe“ davet etmesi… Politikanın erkekliği üzerine ciddi bir tez yazılımını kaçınılmaz kıldı. Ki, burada Gül’ün tespiti şöyleydi: “Erkek adam Meclis’e gelip otururdu” Demek ki, bundan böyle bir politikacının erkek olup olmadığını anlamanın en kestirme yolu bu olacak: Adam Meclis’te oturuyorsa, erkektir. Oturmuyorsa, iş sakat! Mesela vekiller birbirlerini şöyle teşhir edebilirler: “Ben senin erkekliğinden kuşku duyarım, kuşkuuuuu!” “Neden?” “Seni Meclis’te otururken hiç görmedim.” Ya da; “Çok erkek politikacıdır” “7/24 Meclis’te oturur” Öyleyse nasıl ki Kızılderililerde ‘Oturan Boğa’, ‘Oturan Ayı’ var… Bizde ‘Oturan vekil” olabilir! “Otur bakayım” “Evet de” “Evettttt!” “Aferin!” *** Ama bu durumda bir başka sorun çıkıyor karşımıza: Öyle ya Meclis’te kadın vekiller de var. Onlar ne olacak? Oturmasalar oturumlarda bulunamayacak… Yoklama kaçağı durumuna düşecekler. Otursalar kendi cinslerine ihanet edip kendi cinslerinden tepki alacaklar: “Utanmadınız mı orada oturup erkek egemen hegemonyanın bir parçası olmaya!” Ki, Duygu Asena yaşaydı bu konuda kesin bir kitap yazardı: “Oturan kadının adı yok!” Cinsiyet ayrımcı sıkıntılı bir durum! Biz erkek politikanın genelliği üzerine dönelim. Bundan böyle Gül’ün ve partidaşlarının üzerinde olacak gözümüz. Bakacağız kaçı orada oturuyor… Kaçı erkeklikten mafiş, oturumlardan kaytarıyor! “Hocam sizi orada otururken hiç göremedik. Hayırdır?” Tabii, seçim meydanlarında verilen vaatlerin tutulmaması… Bunlar “erkeklik” kateg... Devamı

21 06 2007

İşte CHP'nin Seçim Beyannamesi

Deniz Baykal 'artık yeter' diyen bir Türkiye istediklerini söylediCHP Genel Başkanı Deniz Baykal, milletinönüne koydukları yeni istikametin ana konularından birinin "terörtehdidi karşısında etkin bir siyaset geliştirmek" olacağını söyledi.Baykal, "tarıma bugünkünün 2 katı destek vereceklerini, çiftçiye mazotuyüzde 50 ucuz sağlayacaklarını ve sıfır açlık politikasını hayatageçireceklerini" bildirdi.Baykal, parti yöneticileri ve milletvekili adayları ile birliktedüzenlediği basın toplantısında, partisinin "CHP Pusula'07" adınıverdikleri seçim bildirgesini açıkladı.Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullarda bir pusulaya ihtiyacı olduğunuvurgulayan Baykal, bu nedenle hazırlanan metne bildirge değil, pusuladediklerini söyledi.Türkiye'nin içine girdiği süreçte yaşadığı sorunların çok iyi tahliledilmesi ve çözüm yollarının ortaya konulması gerektiğine dikkati çekenBaykal, bu yönde kapsamlı bir çalışma yaptıklarını bildirdi.Türkiye'nin milli mücadelenin ardından bağımsız bir Türkiye Cumhuriyetidevleti kurulurken, temel tercihlerini ortaya koyduğunu belirten Baykal,bu tercihlerle de dünyaya örnek olduğunu söyledi.Baykal, Türkiye'nin çevresinde yaşanan sorunların geçmişte yapılan butercihlerin ne kadar doğru ve isabetli olduğunu ortaya koyduğunukaydetti. Baykal, bu tercihlerin dünyada "Türkiye modeli" adı altındada kabul edildiğini vurguladı.Türk halkının ezici çoğunluğunun Müslüman olduğunu ama laik bircumhuriyete sahip bulunduğunu belirten Baykal, Müslüman olmanın laik bircumhuriyete engel teşkil etmediğini kaydetti.Baykal, Türkiye'nin, cumhuriyet ile gelen kazanımlarına bugüne kadarsahip çıktıklarını ve bugünden sonra da sahip çıkacaklarını söyledi.-TERÖRE KARŞI KARARLILIK-Terörün sıradan bir olay olmadığını vurgulayan Baykal, terörün,Türkiye'nin kimliğini tehdit eden bir olgu olduğunu, bunun bu şekilde,bu ağırlığıyla kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Terörün iç ve dışkaynakları bulunduğunun farkında olduklarını söyleyen Baykal, bütünb... Devamı

21 06 2007

Fotoğraflarla Kadın

  Büyük görüntüyü izlemek için lütfen görmek istediğiniz resme tıklayın.   "Bedenimiz Cinselliğimiz Bizimdir" 7 Kadın Platformu ve 80 örgüte bağlı kadınlar Ankarada TCK'ya karşı protesto mitinginde bir araya geldi.Nilgün YURDALAN... Devamı

19 06 2007

SEVINÇ ÇOKUM'LA SÖYLESI

SEVINÇ ÇOKUM'LA SÖYLESI Kategori: Soylesi Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları    Ana Sayfa    | Eski Sayılar |  MAYIS 2004  |  YIL : 5 |  SAYI : 51 SEVINÇ ÇOKUM'LA SÖYLESI SÖYLESi: Bilim ve Aklin Aydinliginda EGiTiM - Otuz yılı aşkın süredir yazıyorsunuz ve bu süre içerisinde yirmiden fazla kitap yayımladınız. Yayımlanan ilk kitabınız “Eğik Ağaçlar” bir hikâye kitabı idi. Bize, yazı hayatına nasıl başladığınızı anlatır mısınız? - Ben yazı hayatıma lisede, öğrencilik yıllarımda şiirle başladım. Biz lisedeyken 27 Mayıs darbesi oldu. O zamanın siyasetçileri yargılandı. İçlerinden –başbakan da dahil- üç kişi idam edildi. O zamanlar arka plânında Osman Bölükbaşı’nın olduğu Kudret adında bir gazete çıkıyordu. Bu gazete, muhtevası o zamanın siyasî gündemini ihtiva eden bir yarışma açtı. Bu yarışmaya herkes katılabiliyordu. Ben de katıldım. Hatta ailem, büyüklerin katıldığı böyle bir yarışmaya katılmamı pek istemedi. Ben şansımı denemekte ısrar ettim. Yarışma sonuçlandı ve ben ikinciliği aldım. Ödül töreni için Ankara’ya gittiğimizde şaşırdılar. Bu yarışmadan elde ettiğim sonuç kendime olan güvenimi artırdı, yazma isteğimi kamçıladı diyebilirim. Hikâyeye geçişim üniversitedeki öğrencilik yıllarımda oldu. Benim ilk hikâyem 1972 yılının şubat ayında Hisar dergisinde çıktı. Aynı yıl hikâyelerim Eğik Ağaçlar adıyla kitaplaştı. Hisar dergisine her ay bir hikâye vererek yazmaya devam ettim. Daha sonra Türk Edebiyatı’nda da yazmaya başladım. - Sevinç Çokum nasıl yazar? Bir hikâye ya da roman konusu zihninde nasıl oluşur, hangi aşamalardan geçer,  yazma anında dışardan... Devamı

19 06 2007

?ZINISIM ADNIKRAF NİNEKİLHET

Cumhuriyet 08.04.2006 Tehlikenin Farkında mısınız? SUAY KARAMAN Tüm Öğretim Üyeleri Derneği (TÜMÖD) Genel Sekreteri Ülkemiz belki de, tarihinin en ağır siyasi bunalımlarından birini yaşamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurtuluş ve kuruluş süreci, hep karalanmak istenmektedir. Ulusal değerler ayaklar altına alınmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk'e, ilkelerine ve devrimlerine karşı savaş açılmıştır. Laiklik karşıtı dinci kadrolar, devletin her kesimini ele geçirmek üzeredir. Devletin birçok kurumu vekalet ile yönetilmektedir. Yüksek yargı organlarının kararları uygulanmamaktadır. Anayasada yazılı olan laik, sosyal ve hukuk devleti ilkesi ayaklar altına alınmış, çiğnenmektedir. Ortadoğu, emperyalizmin işgali altında, belirsizliğe doğru sürüklenmektedir. Bölgede ülkemizin bir kısmını da içine alacak şekilde bir Kürt devleti oluşumu, uluslararası konferanslarda açık açık anlatılmaktadır. Bölücü terör, Nevruz'da yapamadığını, Diyarbakır, Van, Siirt, Batman gibi illerde yaparak, kitlesel ayaklanma provalarına başlamıştır. Günlerce süren olaylar sonucunda valilik ve karakol taşlanmış, birçok işyeri yıkılmış, yağmalanmış, birçok vatandaşımız yaralanmış ve onun üzerinde vatandaşımız ölmüştür. Güneydoğu illerimizde yaşanan bu üzücü olayları, kışkırtan, hatta organize edenler içinde belediye başkanlarının da olması düşündürücüdür. Ancak hükümet bu olaylara seyirci bile kalamamıştır. Başbakan olaylar sırasında Sudan'da, sudan görüşmeler yaparak, ülkeye gelmesini geciktiriyordu. Başbakan, muhalefete, kendisine karşı olanlara ve halka yaptığı düzeysiz çıkışları, nedense Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı'na karşı yapamıyor. Diyarbakır'da olaylara katılan göstericileri, cesaretlerinden ötürü kutlayan belediye başkanı sırtını AB'ye yasladığından olsa gerek, Başbakan yumuşak bir üslup kullanmayı yeğlemiştir. Güneydoğu'daki 38 belediye başkanının, Danimarka Başbakanı'na "Roj TV'yi kapatmayın" diye yazıyla b... Devamı

19 06 2007

Değinmeler 2/ Ali ŞAHİN

Değinmeler 2/ Ali ŞAHİN Kategori: Deneme 20050124 Edebiyat tarihi ondan sorulurdu İSTANBUL - Türkiye'de edebiyat tarihi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden olan 'Türk Edebiyatı Tarihi' ansiklopedisinin yazarı Atilla Özkırımlı, önceki gün öldü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tedavi gören ve solunum yetmezliğinden ölen Özkırımlı 63 yaşındaydı. Özkırımlı'nın cenazesi, bugün Yedikule Camii'nde (Kürkçüoğlu Hacı Hüseyin Ağa Camii) ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından, Kozlu Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Özkırımlı'nın 'Türk Edebiyatı Tarihi' ansiklopedisinin yanı sıra 'Dil ve Anlatım', 'En Güzel Türk Hikâyeleri 1-2-3', 'Öykülerde Romanlarda Yaşamak', 'Gençlik ve Edebiyat Hatıraları' gibi pek çok kitabı bulunuyor. Yazarın daha önce Cem Yayınevi'nden çıkan beş ciltlik temel eseri Türk Edebiyatı Tarihi, yenilenmiş iki cilt halinde kısa süre önce İnkılap Kitabevi'nden çıkmıştı. (Kültür Sanat, aa) Atilla Özkırımlı’dan Kalan Ahmet Haşim, 1974; Alevilik-Bektaşilik ve Edebiyatı , 1985; Dil ve Anlatım , 1994; Edebiyat İncelemeleri, Yazılar I, 1983; En Güzel Türk Hikayeleri 1, 1998; En Güzel Türk Hikayeleri 2, 1998; En Güzel Türk Hikayeleri 3, 1999; Hayatımıza Sevgisizliğe ve Yalnızlığa Dairdir, 1991; Mercimek Ahmet’in ”Kabusname’sinin; Sabahattin Ali ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun tüm eserlerinin baskıya hazırlanması); Nedim 1974; O Güzel İnsanlar, 1998; Öykülerle Romanlarda Yaşamak,1995; Romanların Dünyasında , 1994; Sabahattin Ali (Filiz Ali Laslo’yla birlikte,1979); Sevgim Acıyor, 1995; Tarih İçinde Türk Edebiyatı, 1995; Tarihe Not Düşmek, 1989; Tevfik Fikret, 1978; Türk Edebiyatı Ansiklopedisi , 5 cilt, 1982,(son baskısı:” Türk Edebiyatı Tarihi” adıyla , 2 cilt, 2005; Yazarları da Vururlar, 1987, (Celâl Üstel ile birlikte); Yazan : Ali ŞAHİN  ( Kişisel Sayfası 20050216   Kiremitçi'yle sohbet ... Devamı

19 06 2007

Değinmeler/ 1 Ali ŞAHİN

Değinmeler/ 1 Ali ŞAHİN Kategori: Deneme 2005-08-11 Anlatan Anlatana Ama... Bisim basına hiç mi hiç akıl- sır erdiremedim gitti. Gerçi erdirebilen de yok ama... Hergün herkes birşeyler anlatır durur, hele biraz da medyatikse tamam, dokunma keyfine gitsin! Bizim Cideli İhtiyar Rıfat Ilgaz'ı kim ne etsin,değil mi? Hele bir de mimli ise... Cide Festivalinde Ünlü Şairimiz anıldı, ben de önemli noktalara değinildiğini sandığım bir konuşmanın uzunca çözümü ile izlenimlerimi karaladım, biraz da mürekkep yalamış bir izleyici olarak. Radikal'de istedim ki Rıfat Hocayı analım; ama bir aydır ne bir ses, ne bir nefes... Sağlık olsun, ne diyelim!... Yazan : Ali ŞAHİN  ( Kişisel Sayfası / Radikal Puanı: 1515) 2005-08-09   Bir Şairi Anmak.... Can Yücel'in ölümünden beri her yıl Datça'da düzenlenen '6. Can Şenliği'nin gerçekleşecek olması sevindirici. Sanata edebiyata bir yaşam vermiş şiirimizin ustalarının hele de bir festival çerçevesinde, büyük katılımlarla anılması daha da güzel. Yapılıyor, yapılmıyor diye papatya falı bakılırken gelinen nokta umut verici ülkemiz, edebiyatımız, şiirimiz açısından. Biz de bir başka yöredeydik temmuzun ilk haftasında: Şair Rıfat Ilgaz’ın: Martıların düşürdüğü tohumdan/ Filizlendiğine inandığım kasabamız/ Yosun kokardı evleri/ Çarşıları midye kokardı/ Çekirdeği çölden gelen mescidin/ Boy attığına şaşardım/ Bu deniz yüklü havada/ Nedense gelişemedi bir türlü/ En şirin yerine dikilen/ İrili ufaklı mezar taşları, dediği kasabada, Cide'deydik. Sınıfın ozanıyım mimli,/ Hababam Sınıfı'nın yazarıyım ünlü, diye kendini tanıtan mimli şair ve ünlü yazarımız, Koca Çınar Rıfat Ilgaz’ı ölümünün 12. yılında, 10. Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivaliyle anmak için. Yazan : Ali ŞAHİN  ( Kişisel Sayfası / Radikal Puanı: 1515) 2005-08-09   Daha Ucuz, Daha Çok Baskı Türk basını adına sevindirici bir haber; demekki okur var, maddi koşullar elverişli değil diye düşündürüyor in... Devamı

19 06 2007

Cide Festivali 2005- Rıfat Ilgaz Şiirinde Mizah Üzerine/ Ali NAZ

Cide Festivali 2005- Rıfat Ilgaz Şiirinde Mizah Üzerine/ Ali NAZLI Kategori: inceleme 10. Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali PANEL'inde Ali NAZLI'nın Yaptığı Konuşmanın Metni "Rıfat Ilgaz'ın Şiirinde Mizah Öğeleri" Ali NAZLI Halkımızın gözünde, gene halkımızın yaşayan dilinden anlatalım o dönemin felsefesini... Güzel bir örneği vardır eğer dikkat buyurursanız. "Türk Köylüsü" şiiridir ki benim çok hoşuma gittiği için buraya örnek olarak aldım.TÜRK KÖYLÜSÜTopraktan öğrenip kitapsız bilendir. Hoca Nasreddin gibi ağlayan Bayburtlu Zihni gibi gülendir. Ferhad'dır Kerem'dir ve Keloğlan'dır. Yol görünür onun garip serine, analar, babalar umudu keser, kahbe felek ona eder oyunu. Çarşambayı sel alır, bir yâr sever el alır, kanadı kırılır çöllerde kalır, ölmeden mezara koyarlar onu. O, «Yûnusû biçâredir baştan ayağa yâredir,» ağu içer su yerine. Fakat bir kerre bir derd anlayan düşmeyegörsün önlerine ve bir kerre vakterişip : "Gayrık yeter!...» demesinler. Ve bir kerre dediler mi : «İsrafil surunu urur mahlukat yerinden durur», toprağın nabzı başlar onun nabızlarında atmağa. Ne kendi nefsini korur, ne düşmanı kayırır, «Dağları yırtıp ayırır, kayaları kesip yol eyler âbıhayat akıtmağa...» Nazım Hikmet Bir başka ozan bilebilecek miyiz acaba, neşesi kaçıyor hüzün, ayrılığın ölümcül sıkıntıları ile tanıdığımız... Kısa bir şiiri:Nedim'e DairMevsimin tam lale zamanı Geçtim bir akşam Sadabat'tan, Koltuğumda Nedim divanı. Sorma ne kalmış o hayattan? Ne def-i gam eyleyen şarap, Ne mest-i naz... Sadabat harap. Sadabat değil Kağıthane;Çingenenin fal baktığı yer;Lale devri ancak efsane. Koca Nedim? N'oldu o günler? Dilde lezzet bunca mısraın Söylemiyor nerde mezarın Başka bir şiiri de eğer hatırlayamadıysanız "Dante gibi ortasındayız ömrün..." Cahit Sıtkı (Tarancı) ...Acaba bu örneklerden sonra Rıfat Ilgaz şiirlerinin kaba inşaat tanımı nedir? Vurucu, çarpıcı rengi nasıldır?Sade bir anlatım, imgeden kaçış serbest müste... Devamı

19 06 2007

Geçmişten Günümüze Taşköprü'de Basın (İnceleme Taslağı) / Al

Geçmişten Günümüze Taşköprü'de Basın (İnceleme Taslağı) / Ali ŞAHİN______________________________________________TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete.Tek Sayı / 30 Ağustos 1950. İlk sayısından sonra çıkmamıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Şem'i DALAY; Mücadele Matbaası. Kastamonu. İlçenin ilk gazetesi. Başlık altında: "Halkın Dili, Hakkın Dili" Çarşamba günleri çıkar siyasi gazete olduğu yazılıdır.28x41 ebadında, fiyatı 5 kuruş.TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete. (6 Mart 1959- 22 Nisan 1960) Sahibi ve Mesul Müdürü: Ergin TÜFEKÇİ; Doğrusöz Matbaası. Kastamonu. Çarşamba günleri çıkar. 28x41 ebadında, 4 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 5 kuruş.TAŞKÖPRÜ'DE UYANIŞ: (5 Mart 1969- 5 Mayıs 1969) Sahibi: TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) adına; A. Cahit ARIKAN, Yazı İşleri Müdürü: Zeynel YURTSEVEN. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Genç fikirli demek, gerçek fikirli demektir. K. ATATÜRK" yazısı bulunmaktadır. 41x57 ebadında, 6 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.GÖKIRMAK: Haftalık gazete. (13 Mart 1970- ../.. 1974).Sahibi: Mahmut ESKİ, Ziya SEZEN(Kısa bir süre sonra ayrılmıştır); Mesul Müdürü: Halit TERZİOĞLU. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Haftalık Siyasi ve kültürel gazete" yazısı bulunmaktadır. 35x50 ebadında, 5 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ: 15 Günlük gazete. (1 Ağustos 1975- ../../ 1988) Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Numan ÖZDEMİR. Yeni Kastamonu Matbaası. Kastamonu. Başlığın altında: "Siyasi ve Kültürel gazete. 15 günde bir Cuma günleri çıkar" yazılıdır. 308. sayıdan itibaren gazete el değiştirmiş, Numan ÖZDEMİR, gazeteyi Eczacı Metin BAKIRCI'ya devretmiştir. İlçenin en uzun ömürlü gazetesi olma özelliğini taşıyan TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ gazetesinin bütün sayıları tam olarak Taşköprü İlçe Halk Kütüphanesinde mevcuttur.GÖKIRMAK: (Taşköprü Belediyesi). 1993 Sahibi: Taşköprü Belediyesi adına: Hasan ALTAN. Genel Yayın Yönetmeni: Muzaffer YILDIZ. Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ersin TABAKER. Damla Grafik Tesisleri. Başlık altında "Taşköprü B... Devamı