GÜLKURUSU DOKUNUŞUN
17/5/2009 · Kategori: Siir
GÜLKURUSU DOKUNUŞUN
yanıtını almadan sevginin
bakıp geçtik pencereden
alçak gönüllü değildi dostlar
ateş narı örslerde
durmadan değişirken yerimiz
zincirlere vuruldu düşlerimiz
yakalandık çağ ötesi rüzgârlara
duvarlar arasında geçip gitti eylüller
ilmik attı yüreğine mavinin
arkadan vuruldu ışıyan göz
el verin dünkü sular
döl verin içimdeki ezgiye
çiçeğine küsmüş dağım
dünya zorla dönüyor etrafımda
yanan bir temmuzun tutsağıyım
acılarım ayıklanır yürek burgacında
göz hapsinde aynası kırık göl
uçuk bir çocuk mutluluğu
nesini anlayacağız ölü bir kuşun
ateşi kanımda dokunan kilim
eskir geceler iz bırakır kar üstünde
unutulmaz gülkurusu dokunuşun
Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 12)
***************** Köy Enstitüleri özlemle anıldı
Köy Enstitüleri’nin 67. kuruluş yıldönümü Kadıköy Belediyesi Evlendirme Dairesi’nde kutlandı. Kadıköy Belediyesi'nin her yıl düzenli olarak organize ettiği etkinlikte konuşmacı olan eğitimci Mehmet Sazak da eski bir Köy Enstitüsü mezunu.
Etkinlik, gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun 17 yıl önce Köy Enstitüleri ile ilgili yaptığı bir konuşmasının konuklara izletilmesiyle başladı. Mumcu'nun “Türkiye'nin aydınlanmasına ve bağımsızlığına iki sivil toplum örgütü öncülük etmiştir. Bunlardan biri Kuvayı Milliye diğeri ise Köy Enstitüleridir” sözleri salonda bulunanlar tarafından uzun süre alkışlandı. Köy Enstitüsü mezunu emekli öğretmen Mehmet Sazak, Köy Enstitüleri’nin halkı aydınlatma çalışmalarını anlattı. Sazak, “Bugün kültürel ve sanatsal anlamda ne seviyedeysek bunu o yıllara borçluyuz. Bizim Köy Enstitülüler olarak tek düşüncemiz; Anadolu'ya her anlamda eğitilmiş, bilgiyle donanmış insanları yetiştirmekti. Enstitülerimizde 44 saat haftalık çalışma programımız vardı. Bunların 22 saati kültürel konulardı, diğeri ise üretime yönelik eğitim çalışmalarıydı. Günümüzde de tıpkı Harbiyeler gibi ciddi, yatılı öğretmen üniversitelerinin kurulması gerekli” diye konuştu.
Etkinlik, konuşmanın ardından “Cantus”müzik grubunun seslendirdiği Anadolu ve Kurtuluş Savaşı türküleriyle devam etti. Köy Enstitülüler, etkinlik sonunda seneye tekrar buluşmak üzere ayrıldılar.
Köy Enstitüleri, ilkokullara öğretmen yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı Kanun ile açıldı. 1940 yılından başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakınlarında Köy Enstitüleri açıldı.
Köy Enstitüleri, Türkiye'nin her yanında ilkokullara öğretmen yetiştirmek üzere açılmış okullardı. 1946 yılında hükümetin yaklaşan seçimleri yitirme kaygısıyla CHP içinden muhalif milletvekillerinin başını çektiği örgütlü muhalefetin kampanyasıyla, müfredatında ve yapılanmasında kuruluş amaçlarından uzaklaşan değişiklikler yapıldı.
İlerleyen yıllarda da, daha önceleri sıkı sıkıya bağlı olduğu "iş için iş içinde eğitim" ilkesinden uzaklaştırıldı. Önceleri yaratıcılığın ön plana çıktığı eğitim anlayışının yerine giderek geleneksel, ezberci eğitimin yerleştiği öğretmen okullarına dönüştürülerek 1954'te kapatıldılar. Neredeyse tüm Anadolu'nun okulsuz ve öğretmensiz olduğu gerçeği göz önüne alınarak, dönemin başbakanı İsmet İnönü'nün himayesinde, Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından İsmail Hakkı Tonguç'un çabalarıyla köylerden ilkokul mezunu zeki çocukların bu okullarda yetiştirildikten sonra yeniden köylere giderek öğretmen olarak çalışmaları düşüncesiyle kuruldular. Köy Enstitüleri'nin kurulması ve yaygınlaşması konusunda pedagoji uzmanı Halil Fikret Kanad'ın çalışmaları da unutulmamalı. Halil Fikret Kanad, "köye göre öğretmen" fikrini savundu.
Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Mehmet Başaran ve Dursun Akçam gibi önde gelen yazarlar ve düşünürler de bu okullarda yetişti.
-21.04.2007

