30 Takipçi | 23 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Eğitim

Haber

Diğer İçeriklerim (97)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (30)
10 05 2013

Size Bir Masal Anlatayım: Tarihin Pandora Kutusundan Çıkan Kötül

Size Bir Masal Anlatayım: Tarihin Pandora Kutusundan Çıkan Kötül |  görsel 1

  Oya BaydarYazar Size Bir Masal Anlatayım: Tarihin Pandora Kutusundan Çıkan Kötülükler Uzun yıllar sonra efsaneler, masallar, -ki onlar tarihin mesellerle aktarımıdır aslında- bugünleri şöyle anlatacak: “Bir zamanlar ülkenin birinde, yüzlerce yıldır gizli bir mahzende kilitli duran Pandora’nın kutusunun kilidini kırmaya cesaret edenler, etrafa saçılan kötülükleri görünce şaşırdılar, paniklediler, nasıl baş edeceklerini bilemediler. Aslında şöyle bir aralayıp içine bakmak istemişlerdi; belki hazine sandığıdır, altın, mücevher doludur umuduyla. İçinden çıkıp dört bir yana dağılan yılanları, çıyanları, en korkunç, en zehirli yaratıkları ve de bunlardan daha korkunç, daha ağulu kötülükleri; insanın insana ettiği zulmün her çeşidini, suçları, günahları toplayıp yeniden sandığa tıkmaya çabaladılar ama nafile: Pandora’nın kutusu bir kez açılmaya görsün, ayan olan kötülükler bir daha içeri tıkılamaz, etrafa yayılan pis koku tonlarca suyla, tonlarca parfümle giderilemez . Bunu bilmiyorlardı, üstelik ülkenin yeni sahipleri, yeni muktedirlerdi onlar. İktidarlarını pekiştirip mutlaklaştırmak peşindeydiler. Meraklıydılar, açgözlüydüler, acemiydiler ama kurnaz ve hırslılardı. Bazı zehirli yaratıkların, kötülüklerin, karanlığa gömülmüş suçların kendi işlerine yarayabileceğini fark ettiler. Onlara hiç dokunmadılar; bıraktılar düşmanlarına saldırsın diye, bıraktılar ardlarına sığınmak, gerektiğinde kullanmak için. Kendi işlerine gelmeyenleri yeniden kutuya tıkmaya çalıştılarsa da başaramadılar. Ve unutmanın/unutturmanın karanlık dehlizlerine gömülmüş canavarlar ve kötülükler b&... Devamı

10 05 2013

100TEMEL ESER/ KİTAP OKU-TAM METİN

Alternatif 100TEMEL ESER/ KİTAP OKU-TAM METİN 3 10 (OKUMAK İSTEDİĞİNİZ KİTABI AÇMAK İÇİN KİTAP ADININ ÜZERİNE; TAM EKRAN OKUMAK İÇİN DE AÇILAN SAYFANIN EN ALTINDAKİ BAĞLANTIYA TIKLAYINIZ) Yaşar Kemal - Tüm Romanları Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor Yaşar Kemal - Ağıtlar Yaşar Kemal - Ağrıdağı Efsanesi Yaşar Kemal - Baldaki Tuz Yaşar Kemal - Allah'ın Askerleri Yaşar Kemal - Al Gözüm Seyreyle Salih Yaşar KEMAL Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca Yaşar Kemal - Teneke Yaşar Kemal - Binboğalar Efsanesi Yaşar Kemal - Demirciler Çarşısı Cinayeti Yaşar Kemal -Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana Yaşar Kemal - Ölmez Otu Yaşar Kemal - Ortadirek Yaşar Kemal - Sarı Sıcak Yaşar Kemal - Yer Demir Gök Bakır Yaşar Kemal - Kuşlar da... ...Kaynak : alsahbloglariindeksi.blogcu.com Devamı

10 05 2013

Kuşkonmazın (Kalemşe) Yararları

Kuşkonmazın Yararları Kuşkonmaz K vitamini, B vitamini (folat), C vitamini ve A vitamini açısından oldukça zengindir.Kuşkonmazda ayrıca folat dışında da B1, B2, B3 ve B6 B vitaminleri bulunur. Kuşkonmaz lif, manganez, bakır, fosfor, potasyum ve protein için iyi bir kaynaktır. Kuşkonmaz et yemekleri ile beraber çok iyi bir seçimdir, özellikle kalp hastalığınız varsa ve et yemekten çekiniyorsanız mutlaka ikisini beraber tüketmenizi öneririm. Kuşkonmaz çorbasını çok sevdiğimi de itiraf edeyim. Mönüde kuşkonmaz gördüğüm zaman kaçırmıyorum, ızgara olarak yapıldığında da hoş oluyor. Kalp hastalığı için mükemmel seçim: Kuşkonmazda yüksek miktarda bulunan folat, sağlıklı bir kardiyovasküler sistem için çok önemlidir. Folat seviyesi düşük... ...Kaynak : alsahblog.blogcu.com Devamı

10 05 2013

İslam Kardeşliği Kürtleri kandırmak için

İslam Kardeşliği Kürtleri kandırmak için Türkiye'de, barışın oluşmasını sağlayacak bir ortamın oluşması gerektiğine dikkat çeken sosyolog İsmail Beşikçi, Öcalan'ın söyleminin iktidarla örtüştüğünü belirtti. "İslam kardeşliği, Kürtleri kandırma sloganı" diyen Beşikçi "Misakımilli'yle egemenlerin arzusunun" ifade edildiğini dile getirdi. İşte Cumhuriyet’ten Türey Köse’nin o söyleşisi: PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “akil insanlar” komisyonunda yer almasını önerdiği sosyolog İsmail Beşikçi, “görüşmeleri Öcalan’ın yapmasının yanlış olduğunu, BDP’nin sürecin aktörü olması, mektup getirip götürmekle yetinmemesi gerektiğini” söyledi. Öcalan’ın söyleminin iktidarla örtüştüğünü vurgulayan Beşikçi, “Öcalan’ın inkârcı, asimilasyoncu, ırkçı, sömürgeci, Türk-İslam sentezi anlayışı sloganlarına sarılması devleti rahatlatabilir ama Kürtlere bir hak, özgürlük getirmez. İslam kardeşliği Kürtleri oyalama, kandırma sloganıdır”... ...Kaynak : alsahblog.blogcu.com Devamı

10 05 2013

DENİZ GEZMİŞ, YUSUF ASLAN VE HÜSEYİN İNAN'IN ÖLÜM CEZALARININ YE

DENİZ GEZMİŞ, YUSUF ASLAN VE HÜSEYİN İNAN'IN ÖLÜM CEZALARININ YERİNE GETİRİLMESİNE DAİR KANUN TASARISINA VERİLEN OYLARIN SONUCU*: Üye sayısı: 450 Oy verenler: 323 Kabul edenler: 273 Reddedenler: 48 Çekimserler: 2 Oya katılmayanlar: 118 Açık üyelikler: 9 Partiler: Adalet Partisi (AP), Bağımsız (Bğz.), Birlik Partisi (BP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Güven Partisi (GP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Millet Partisi (MP) Türkiye İşçi Partisi (TİP), Yeni Türkiye Partisi (YTP) KABUL EDENLER ADANA: Cevdet Akçalı (AP), Fazıl Güleç (CHP), M. Salahattin Kılıç (AP), Melih Kemal Küçüktepepınar (CHP), Ali Cavit Oral (AP), Emir H. Postacı (CHP), Kemal Satır (CHP), Ahmet Topaloğlu (AP), Turgut Topaloğlu (GP), Alpaslan Türkeş (MHP), Hüsamettin Uslu (AP). ADIYAMAN: M. Zeki Adıyaman... ...Kaynak : alsahblog.blogcu.com Devamı

10 05 2013

Ulusalcılardan "CHP'de Birlik" Çağrısı!..

  'Ulusalcılar'dan birlik çağrısı Serter ve arkadaşlarından ''Barış için demokrasi'' bildirisine imza atan vekillere eleştiri. reklam TBMM (AA) - CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, bazı CHP milletvekillerinin ''Barış için demokrasi'' adlı bildiriye imza atmasını eleştirerek, ''Bu milletvekilleri ve parti yöneticilerinin, partimizin resmi söylemi dışındaki arayışlara destek vermeleri, CHP'de izlenen politikanın etkinliğini ve güvenirliğini zaafa uğratmaktadır''dedi.  Serter, beraberinde CHP Mersin Milletvekiliİsa Gök, CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz, CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu, CHP İzmir MilletvekiliBirgül Ayman Güler, CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum ile TBMM'de basın toplantısı düzenledi.  CHP içindeki herhangi bir kanadın temsilcileri olarak basın toplantısında bulunmadıklarını ifade eden Serter, ''Bizler, Türkiye'nin yaşadığı bu son derece zor ve kırılgan süreçte, partinin birlik ve bütünlüğünün ancak CHP ilke ve politikalarına bağlı kalınarak sağlanacağına inanıyoruz. Bu sorumluluğun gereği olarak da birliğe çağrı yapıyoruz'' diye konuştu.  Daha sonra ''Birliğe Çağrı'' başlığı altındaki metni okuyan Serter, CHP'nin, terör örgütü PKK ile pazarlık sürecinin ve barış adı altında sergilenen çözülme senaryosunun paydaşı olmadığını belirtti.  Serter, partinin birlik ve bütünlüğünü zedelemeden, tarihsel gücünü, Türk siyasetindeki önemini bilerek siyaset yapmanın, tüm milletvekilleri ve parti yöneticileri için bir y... Devamı

10 05 2013

"Gülen İktidar" Eleştirmiş

  'Gülen iktidarı eleştirdi' Gülen'i ziyaret eden Altan: ''Fethullah Gülen, eleştiri, endişe ve kaygılarını bizimle paylaştı.'' reklam   Gazeteci - Yazar Mehmet Altan, çok tartışılan Fethullah Gülen ziyaretinin ayrıntılarını anlatı. SKY Türk'e konuşan Altan, "Fethullah gülen o görüşmede iktidara yönelik eleştirilerini, endişe ve kaygılarını bizimle paylaştı. Ama bunların yazılmaması istendi'' dedi.  SKY Türk'te yayınlananGündem ve Ekonomiprogramına katılanMehmet Altan, Gerçek Gündem.com Genel Yayın YönetmeniBarış Yarkadaş'ın kaleme aldığı yazıdaki konulara ilişkin soruları yanıtladı. Murat Sabuncu veDoğan Akın'ın sorularını yanıtlayan Mehmet Altan, "Biz aslında Gülen'i ziyarete gitmedik. Program uygun olunca, Gülen'i de ziyaret ettik'' dedi.  "Gülen, Tayyip Erdoğan için (Güç zehirlenmesi yaşıyor, Türkiye diktatörlüğe gidiyor) ifadesini kullandı mı?'' sorusunu da yanıtlayanAltan, sözlerine şöyle devam etti:  "O görüşmede, gazeteci arkadaşlarımız not aldı, sorular sordu.Yazacak gibi çalıştı hepsi. Benim köşem olmadığı için not almadım. Ancak sohbeti dinledim. Sonra, gazeteciler bu sohbeti yazmama kararı aldı. Yazmama ve konuşmama kararının nasıl alındığını köşesi olan arkadaşlara sorun.'' Altan, ABD'deki görüşmede, Fethullah Gülen'in iktidara yönelik kaygı ve endişeleri dile getirdiğini de belirterek, "Bunlar gizli saklı değil. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı bu eleştirileri zaten söylüyor'' ifadesini kullandı. Murat Sabuncu ile Doğan Akın'ın ısrar etmesi ve "Gülen,... Devamı

10 05 2013

Kılıçdaroğlu'nun Basın Toplantısı Ve Barış Süreci

  'Bu maddeler varsa biz yokuz' CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu neden sürece destek vermediklerini anlattı. reklam   CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çözüm süreci konusunda AK Parti'yi eleştirdi ve neden sürece destek vermediklerini anlattı. İstanbul'da gazetecilerle bir araya gelen Kılıçdaroğlu şunları söyledi: SÜREÇ BAŞARILIYSA AKP NEDEN CHP'Yİ ORTAK ETSİN AKP Kürt sorunuyla ilgili girişimlerini gizli tuttuğu sürece CHP sürecin hangi aşamasına nasıl dahil olacaktır. Bir bilinmeze ve maceraya ortak olmak CHP’nin sorumluluk anlayışıyla bağdaşmaz. Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere süreç konusunda açıklama yapan bütün AKP yetkililer şunu söylüyor: Öcalan’la pazarlık yapmadık PKK’ya taviz vermedik. Süreç bu kadar başarıyla devam ediyorsa AKP bu başarıya CHP’yi neden ortak etsin. AKP CHP’nin katılımıyla bugün yapamadığı hangi işi yapacaktır. GÜNAH KEÇİSİ ARIYOR Üçüncü konu: bize göre AKP’nin CHP’yi ilişkilendirme çabası bir başarısızlıkta günah keçisi arama çabasıdır. CHP samimi adımların destekçisidir. Ama özel çıkarlı siyasi hesaplara dayanan aldatmalara CHP’nin destek vermesi beklenemez. MECLİS YERİNE ÖCALAN'I MUHATAP ALDI Kaygılarımız ise şunlardır; AKP’nin Kürt meselesine karşı girişimleri başarısızlıklarla doludur. AKP süreçle ilgili bugüne kadar hiçbir açıklama yapmamıştır. Meclis'in çatısı altındaki siyasi partilerle görüşmek yerine Öcalan’ı muhatap almayı tercih etmiştir. AKP, PKK’ya geri dönülmez biçimde meşruiyet kazandırırken &... Devamı

26 03 2012

Şair Şükran Kurdakul, 80 yaşında… HİKMET ALTINKAYNAK

Şükran Kurdakul 15-16 yaşlarında şiire tutundu. Bir daha da onu bırakmadı Şair Şükran Kurdakul, 80 yaşında… HİKMET ALTINKAYNAK Edebiyat dünyasının şövalyelerinden, 1940 Kuşağı şairlerinin en genci Şükran Kurdakul’un (23 Mart 1927-15 Aralık 2004) 80. yaş gününü, aramızdan ayrılışının 3. yılında özlemle kutlarken, doğaldır ki, yine bu kuşağın en gençlerinden Attila İlhan’ın ’40 Kuşağı için tanımladığı “Fedailer mangası” sözünü anımsatmadan geçemiyorum. Bu şairlerimizin anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Şükran Kurdakul, 15-16 yaşlarında şiire tutundu. Bir daha da onu bırakmadı. Bu tutunma zamanla tutkuya dönüştü. Uğruna hapislerde de yattı, ulaşılmaz mutluluklar da yaşadı. Ne okul düşündü, ne kariyer… İzmir Karşıyaka Lisesi’nde öğrenciydi, ünlü 142. maddeye aykırı davranmaktan tutuklandı. Tutukluluğu 4,5 ay sürdü. Serbest kalınca da okuldan çıkarıldı. Okula dönmeyi istememiş olacak ki, o, Attila İlhan gibi, dava açıp öğrenim hakkını kazanma yoluna gitmedi. Çalışma hayatına atıldı. Önce İzmir Belediyesi’nde daktiloluk (1946), ardından İstanbul´da Ziraat Bankası Bahçekapı şubesinde depo ve muhasebe memurluğu yaptı (1951-1953). Bu yıllarda da bu kez 141. maddeye aykırı eylemde bulunma savıyla 2 yıl tutuklu kaldı. Ama bu kez yargılandığı davasını Askeri Yargıtay’a götürüp aklandı. Cezaevi’nden çıkınca (Eylül 1955), Tan, Yeni Gazete, Varlık Yayınevi’nde düzelti işlerinde çalıştı. Rüknettin Resuloğlu´nun sahibi olduğu Yelken (ilk sayı: şubat 1957) dergisini yönetti (1958-1962), kendi de Ataç (15 Mayıs 1962 - 1 Ekim 1964, üç yıl, 30 sayı) ve Eyl... Devamı

25 03 2012

Ve Allah 'oku' dedi! Dedi de, kime dedi?

Ve Allah 'oku' dedi! Dedi de, kime dedi? 25 Mart 2012 Pazar Bize mi dedi, dersiniz? Ondan mı bu kadar çok okuyoruz? Mesela ülkemizde okuma oranı on binde bir desem. Yılda sadece 6 saat kitap okumaya ayırıyoruz desem. Japon yılda ortalama 25, İsviçreli 10, Fransız 7 kitap okurken, Türkiye'de bir kişi on yılda bir kitap okuyor, desem. Birleşmiş Milletler'in insani gelişim raporunda ülkeler kitap okuma oranına göre sıraya dizilmiş, Türkiye 86 ncı sırada, desem. Yok, olamaz, biz gelişmiş, önde ve de lider bir ülkeyiz dersiniz. Zaten, bunları da ben demiyorum, 2011 yılında yapılmış olan bir araştırma diyor. Ovidius 2000 yıl önce "Gençlerini kitapla beslemeyen toplumların sonu acıdır." demiş. Üstümüze alınmalı mıyız, diye sorsam? Her gün öldürülen kadınlar, "erkek" olmayı, Allah'ın yarattığı insan olmaktan üstün görenler, 20-30'lu makamlı tecavüzcü çeteler, çocuklar çırılçıplak, şekerleri ceplerinde gömülü bir yerlerde, birbirini döven, bıçaklayan trafik kahramanları, yan baktın düz baktın, keser biçer geçerim diyen tipler, çarşı pazarda acı, dehşet ve hatta vahşet, hayvanlar sessizce işkence görmekte, zor ayakta duran çakma beton yapılar, hak - hukuk ve guguk ilişkisi falan filan ... Yok, olamaz, abartma dersiniz. Gazeteleri açın okuyum derim. Televizyondaki haberleri, çocukların uyku saatinden sonraya koymalılar. Zira, Haberler, haber değil: "Elm Sokağı Kabusu" serisi .. Gençleri kitapla beslemiyoruz, peki neyle besliyoruz? Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Türkiye'de sanal alemin 60 saniyesinde neler olduğunu açıklamış: Tabloya göre, "2 milyon kullanıcı online porno izliyor. 11 milyo... Devamı

25 03 2012

HASAN ÂLİ YÜCEL’İN MİRASI / Zeki SARIHAN

HASAN ÂLİ YÜCEL’İN MİRASI / Zeki SARIHAN Cumartesi, 25 Şubat 2012 16:31 20. Yüzyıl Türkiyesinin en ünlü ve önemli eğitim bakanı Hasan Âli Yücel, çağdaş eğitim tarihinde büyük ve derin bir miras bırakmıştır. Bunu yalnız onun ölüm yıldönümlerinde adına etkinlikler düzenlenmesinden değil, en önemli eseri olan Köy Enstitülerinin eğitim ve kültür tarihimizdeki yerinden de anlayabiliriz. 1939’dan 1946’ye kadar 7 yıl 7 ay işbaşında kalan Yücel, çok yönlü bir kişidir. Eğitim ve kültür hayatımıza katkıları enstitülerle sınırlı değildir. Zaten Köy Enstitülerini kuran ve kollayan bir anlayışın eğitim, kültür ve basın alanlarında başka bir tutum alması beklenemezdi. Ancak bu yazıda Yücel’i anlamaya dönemin siyasi koşulları ve Köy Enstitüleri üzerinden çalışacağız. Türkiye aydınları Tanzimat’tan beri Avrupa demokratik devrimlerinin çekim alanına girmişti.  Bu devrim, 1908 İkinci Meşrutiyet, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet döneminde yapılan atılımlarla Türkiye’de ete kemiğe büründü ve Türk Devrimi haline dönüştü. Yücel, bu devrimin eğitim alanındaki en başarılı temsilcisi oldu. Başarılarının altında yatan olguların nedenlerinden biri onun da, Enstitülerinin pedagojik babası Tonguç’un da öğretmen olmalarıdır ve Türkiye’nin eğitimde neye ihtiyacı olduğunu bilmeleridir. Yücel’in bakanlığı boyunca Türkiye;  muhalefetin, basın özgürlüğünün bulunmadığı, hatta ülkenin tek partisinin bile parti kimliği taşımadığı bir siyasi rejimin altındaydı. Sonradan çok yadırganan Milli Şef döneminde ülkede halk kitleleri yoksulluktan, aydınlar ise &oum... Devamı

25 03 2012

Hurrem Sultan / Piyes / Orhan Asena (1)

HÜRREM SULTAN KİŞİLER Hurrem Sultan Mihrimah Devamı

25 03 2012

BAKALIM MUSTAFA KEMAL ‘TARİHTE BUGÜN’ NELER YAPMIŞ?! (1)/ Ahmet

BAKALIM MUSTAFA KEMAL ‘TARİHTE BUGÜN’ NELER YAPMIŞ?! (1)/ Ahmet CEMAL Cuma, 23 Mart 2012 13:43 Biraz uzun bir başlık oldu, ama epeydir sabahları uyandığımda aklıma gelen ilk soru, yukarıdaki gibi: Bakalım Mustafa Kemal Atatürk tarihte bugün neler yapmış? Hemen açıkça söyleyeyim ki her geçen gün beni daha da heyecanlandıran bir soru. Bu sorunun temeli, bir zamanlar ‘Mustafa Kemal de eleştirilebilir...’ şeklindeki mantıklı ve masum saptama ile atılmıştı. İkinci Cumhuriyeti ilan edenler, işe Mustafa Kemal’in de eleştirilebileceği söylemiyle başlamışlardı. Mantıklı ve tutarlıydılar. Çünkü hedef‘Birinci Cumhuriyetin başarısızlığını kanıtlamak’ olduğuna göre -zira ‘İkinci Cumhuriyet’ girişimi, ancak ilkinin hazin enkazı üzerinde yükselebilirdi!– nokta atışlarının da o Cumhuriyetin kurucusu üzerinde yoğunlaştırılması, stratejik bir gereklilikti. Gerçi ‘Birinci Cumhuriyet’in ‘başarısızlığı’, savı, çok tartışmalıydı. Çünkü kurulduktan ve Sevr’in ardından ayakta kalabilme koşullarını da kendi yaratan bir Cumhuriyetin başarısızlığı, başta örneğin ‘Köy Enstitüleri’ ve ‘laiklik ilkesi’ olmak üzere bütün varoluş koşulları ve temelleri ortadan kaldırıldıktan sonra, kendi sırtına yüklenemezdi. Ama bu dediğim, tarih bilincinden ve tarihsel mantıktan kaynaklanan bir sonuçtu. Oysa ‘İkinci Cumhuriyetçiler’ ve onları ilerici sanan gafiller, tarih bilincine de, tarihin mantığına da kapalıydılar. Daha doğrusu, tutarlılık bağlamında bütün bunlara kendilerini kapalı tutmaları da bir tür ‘tarihsel zorunluluk’tu. Çünkü b&o... Devamı

25 03 2012

4+4+4: SAPTIRMALAR ve GERÇEKLER/ Rıfat OKÇABOL

ADD İL / İLÇE / BELDE ŞUBE BAŞKANLIKLARINA Geleceğimizi karartan, bağımsızlığımız ile cumhuriyetimizi ve onun ilkelerini tehlikeye atan birçok sorunun yaşandığı yetmezmiş gibi, şimdi bir de iktidar tarafından ortaya atılan “4+4+4=12 yıllık eğitim” olarak belirtilen, özünde “kesintili ortaçağ eğitimi” olarak adlandırabileceğimiz DAYATMA, toplumu sürekli gerilim içinde yaşamaya zorlamaktadır. Bu nedenle Derneğimizin de büyük katkılar koyduğu ve yurdumuzun saygın bir çok Demokratik Kitle Örgütünün katıldığı eylemlerimiz sürmektedir. Bu bağlamda; 27 Mart 2012 Salı günü, öğle saatlerinde Demokratik Kitle Örgütlerinin de katılımı ile, bu kez etkinliğimiz Ankara-Tandoğan Meydanında gerçekleştirilecektir. İktidarın kendi siyasal hedeflerine uygun kuşaklar yetiştirme ve toplumsal yapımızı biçimlendirme çabasının açık bir göstergesi olarak gördüğümüz yasa önerisinin geri çekilmesine kadar sürecek etkinliklerimiz kapsamında; Genel Merkez ve tüm şubelerimizin, şanlı bayrağımızla birlikte, eyleme katılmalarını ve olanaklar ölçüsünde tüm güçleriyle destek vermelerini önemle rica ederiz.                                                            Atatürkçü Düşünce Derneği                                  &nb... Devamı

25 03 2012

100TEMEL ESER/ KİTAP OKU-TAM METİN

Alternatif 100TEMEL ESER/ KİTAP OKU-TAM METİN 3 10   (OKUMAK İSTEDİĞİNİZ KİTABI AÇMAK İÇİN KİTAP ADININ ÜZERİNE; TAM EKRAN OKUMAK İÇİN DE AÇILAN SAYFANIN EN ALTINDAKİ BAĞLANTIYA TIKLAYINIZ) Yaşar Kemal - Tüm Romanları Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor Yaşar Kemal - Ağıtlar Yaşar Kemal - Ağrıdağı Efsanesi Yaşar Kemal - Baldaki Tuz Yaşar Kemal - Allah'ın Askerleri Yaşar Kemal - Al Gözüm Seyreyle Salih Yaşar KEMAL Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca Yaşar Kemal - Teneke Yaşar Kemal - Binboğalar Efsanesi Yaşar Kemal - Demirciler Çarşısı Cinayeti Yaşar Kemal -Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana Yaşar Kemal - Ölmez Otu Yaşar Kemal - Ortadirek Yaşar Kemal - Sarı Sıcak Yaşar Kemal - Yer Demir Gök Bakır Yaşar Kemal - Kuşlar da Gitti Yaşar Kemal - İnce Memed I Yaşar Kemal - İnce Memed II Yaşar Kemal - İnce Memed III Yaşar Kemal - İnce Memed IV   Vedat Türkali - Tüm Romanları Vedat Türkali - Komünist Vedat Türkali - Tek Kişilik Ölüm Vedat Türkali - Üç Film Birden Vedat Türkali - Mavi Karanlık Vedat Türkali - Bir Gün Tek Başına     Orhan Pamuk - Tüm Romanları Orhan Pamuk - Kar Orhan Pamuk - Beyaz Kale Orhan Pamuk - Benim Adım Kırmızı Orhan Pamuk - İstanbul / Hatıralar ve Şehir Orhan Pamuk Kara Kitap Orhan Pamuk - Yeni Hayat Orhan Pamuk - Cevdet Bey ve Oğulları Orhan Pamuk -Babamın Bavulu   Fakir Baykurt - Tüm Romanları Fakir Baykurt - Amerikan Sargısı Fakir Baykurt Yılanların Öcü Fakir Baykurt Köygöçüren Fakir Baykurt Keklik Fakir Baykurt - Kara Ahmet Destanı Fakir Baykurt - Irazca'nın Dirliği   Aziz Nesin - Tüm Romanları Tatlı BETÜŞ Azi... Devamı

25 03 2012

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ/Prof.Dr.Taciser ONUK

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ/Prof.Dr.Taciser ONUK Salı, 06 Mart 2012 12:38 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün hangi olaya dayandığı konusunda değişik görüşler vardır. Kimine göre 1857 yılında New York’ta gelişen olaylara, kimine göre ise 1908 yılında yine New York’taki benzer olaylara dayanır. Yıllarda farklılık olsa da olaylar aynıdır. 8 saatlik iş günü, eşit işe eşit ücret ve kadınlara siyasal haklar için grev ve protestolar sırasında bazı olaylar ve yangınlar sonunda 100’ü aşkın kadın hayatını kaybetmiştir. Bu acı olaya ve haksızlıklara başkaldırma anısına 1910 yılında Kopenhag Uluslararası Kadın Kongresinde 8 Mart, Dünya Kadınlar Günü ilan edilmiştir. Türkiye’de 8 Mart’ın kutlanması 1975 sonrasında başlamıştır. 8 Mart vb günler insanların ve ülkelerin öz eleştiri yapmaları gereken günler olmalıdır. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlarken özellikle 5 Aralık 1934 kadınlara seçme seçilme hakkı, yani kadının birey olarak toplum yönetimine katılma hakkı, cesur, inançlı Türk kadınlarının kurtuluş savaşında her alandaki başarılı çalışmalarının sonunda elde edilmiş en önemli insan ve birey hakkıdır. Bu bağlamda 5 Aralık gününün “Türk Kadınlar Günü” olarak her yıl anılıp kutlanması, Atatürk’e olan sonsuz teşekkürlerimizin de bir ifadesi olabilir. Kadının Önemi TÜİK 2007 genel nüfus sayımına göre 70 586 256 olan nüfusumuzun yarısı kadın olup en az erkek kadar önemlidir. %70.5 şehirde, %29.5 köyde yaşamaktadır. Tanrı yaratıcı gücünü kadınla paylaşarak ona özel bir statü kazandırmıştır. Kadın insanlık yapısının en önemli direği ve temelidir. Kadın evrenin kaynağı olan yaratı... Devamı

19 07 2011

İzmir'li şairlerin ortak İzmir şiiri...

  İzmir'li şairlerin ortak İzmir şiiri... İzmir'i dinliyorum gözlerim kapalı Karşıyaka kanat çırpıyor kalbimin eteklerinde (hülya deniz ünal) aramızda uzun ve karanlık bir virgül gibi duruyor deniz(baha önem) bir virgül için ölünen bir dünyayı özlüyoruz biz de....(mehmet sarsmaz) mavi pullar taşıyor sesimin kuşları (ahmet günbaş) içinde zamanın ağır akan nehirleri saklı (asuman susam) şiir uzuyor bir adamın parmak eğrisinde (özkan satılmış) kalbim Saros'ta asi dalgalar, rüzgârın arkadaşı dinlenir bir balkonda, Karşıyakalı (m. mahzun doğan) dilek ağacına düşerse martıların dili mutlaka hayatı kurmaya kordondan başlamalı (rafhet candan) Havra sokağının buğusu karışırken içimin bit pazarına(gökhan arslan) şen yüzüyle Kemeraltı giriyor koluma (mine ömer) bir bıldırcın hüznü, kıyısı çalınmış bu kent(aslıhan tüylüoğlu) mızıka çalamamış çocuklarına mızıkçılık yapmasın da(altay ömer erdoğan) ellerini yüzüne kapatıp ağlasın mı Kafka gibi sonsuz kere(yusuf alper) isim babalarının katledilerek kovulduğu bir tarihi geri sararak gasp edilen ganimetleri geri versin yoksa yağmurlar hep küs, martılar hep öksüz kalacak (fergun özelli) İzmir’i dinliyorum gözlerim kapalı önce kayıp kızların kadifeden sesi iner Kordon'a" (atalay saraç) İnciraltı yalnız bir sevgili çoğu zaman, o yalnızlığı uzaklarla paylaşan...(ilker işgören) cam kırıkları bu akşam sokağımda, deniz kızı düştü yatağıma gömleğim kirli körfez matemlerinden, meltemlerinde yas var(mehmet ersoy) mirî malı bir dünya, gözkapaklarımın altında akan hayat dalga dalga, kilitlemiş hapishaneleri, vergi dairelerini, baldırı &cc... Devamı

19 07 2011

İzmir'li şairlerin ortak İzmir şiiri...

  İzmir'li şairlerin ortak İzmir şiiri... İzmir'i dinliyorum gözlerim kapalı Karşıyaka kanat çırpıyor kalbimin eteklerinde (hülya deniz ünal) aramızda uzun ve karanlık bir virgül gibi duruyor deniz(baha önem) bir virgül için ölünen bir dünyayı özlüyoruz biz de....(mehmet sarsmaz) mavi pullar taşıyor sesimin kuşları (ahmet günbaş) içinde zamanın ağır akan nehirleri saklı (asuman susam) şiir uzuyor bir adamın parmak eğrisinde (özkan satılmış) kalbim Saros'ta asi dalgalar, rüzgârın arkadaşı dinlenir bir balkonda, Karşıyakalı (m. mahzun doğan) dilek ağacına düşerse martıların dili mutlaka hayatı kurmaya kordondan başlamalı (rafhet candan) Havra sokağının buğusu karışırken içimin bit pazarına(gökhan arslan) şen yüzüyle Kemeraltı giriyor koluma (mine ömer) bir bıldırcın hüznü, kıyısı çalınmış bu kent(aslıhan tüylüoğlu) mızıka çalamamış çocuklarına mızıkçılık yapmasın da(altay ömer erdoğan) ellerini yüzüne kapatıp ağlasın mı Kafka gibi sonsuz kere(yusuf alper) isim babalarının katledilerek kovulduğu bir tarihi geri sararak gasp edilen ganimetleri geri versin yoksa yağmurlar hep küs, martılar hep öksüz kalacak (fergun özelli) İzmir’i dinliyorum gözlerim kapalı önce kayıp kızların kadifeden sesi iner Kordon'a" (atalay saraç) İnciraltı yalnız bir sevgili çoğu zaman, o yalnızlığı uzaklarla paylaşan...(ilker işgören) cam kırıkları bu akşam sokağımda, deniz kızı düştü yatağıma gömleğim kirli körfez matemlerinden, meltemlerinde yas var(mehmet ersoy) mirî malı bir dünya, gözkapaklarımın altında akan hayat dalga dalga, kilitlemiş hapishaneleri, vergi dairelerini, baldırı &cc... Devamı

19 07 2011

İzmir'li şairlerin ortak İzmir şiiri...

  İzmir'li şairlerin ortak İzmir şiiri... İzmir'i dinliyorum gözlerim kapalı Karşıyaka kanat çırpıyor kalbimin eteklerinde (hülya deniz ünal) aramızda uzun ve karanlık bir virgül gibi duruyor deniz(baha önem) bir virgül için ölünen bir dünyayı özlüyoruz biz de....(mehmet sarsmaz) mavi pullar taşıyor sesimin kuşları (ahmet günbaş) içinde zamanın ağır akan nehirleri saklı (asuman susam) şiir uzuyor bir adamın parmak eğrisinde (özkan satılmış) kalbim Saros'ta asi dalgalar, rüzgârın arkadaşı dinlenir bir balkonda, Karşıyakalı (m. mahzun doğan) dilek ağacına düşerse martıların dili mutlaka hayatı kurmaya kordondan başlamalı (rafhet candan) Havra sokağının buğusu karışırken içimin bit pazarına(gökhan arslan) şen yüzüyle Kemeraltı giriyor koluma (mine ömer) bir bıldırcın hüznü, kıyısı çalınmış bu kent(aslıhan tüylüoğlu) mızıka çalamamış çocuklarına mızıkçılık yapmasın da(altay ömer erdoğan) ellerini yüzüne kapatıp ağlasın mı Kafka gibi sonsuz kere(yusuf alper) isim babalarının katledilerek kovulduğu bir tarihi geri sararak gasp edilen ganimetleri geri versin yoksa yağmurlar hep küs, martılar hep öksüz kalacak (fergun özelli) İzmir’i dinliyorum gözlerim kapalı önce kayıp kızların kadifeden sesi iner Kordon'a" (atalay saraç) İnciraltı yalnız bir sevgili çoğu zaman, o yalnızlığı uzaklarla paylaşan...(ilker işgören) cam kırıkları bu akşam sokağımda, deniz kızı düştü yatağıma gömleğim kirli körfez matemlerinden, meltemlerinde yas var(mehmet ersoy) mirî malı bir dünya, gözkapaklarımın altında akan hayat dalga dalga, kilitlemiş hapishaneleri, vergi dairelerini, baldırı &cc... Devamı

19 07 2011

Sevgi Özel / Milli Eğitim Bakanı’na Sesleniş

  Sevgi Özel/Milli Eğitim Bakanı’na Sesleniş /Cumhuriyet 12 Haziran 2009     Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu, Biliyorsunuz, olumsuz bir şey yaşandığında her ağzını açan eğitimsizlikten söz eder; ancak bugüne dek eğitimin niteliği konusu, birtakım kısır tartışmaların ötesine geçememiştir. Eğitim, yaşamın bütün alanlarını kapsayan geniş bir alandır; ne ki yıllardır bu alan birtakım siyasal bakış açılarıyla daraltılmaktadır.       Uzun zamandır ülkemizdeki eğitim politikasının, MEB’nin başına gelen kişilerin dünya görüşü ve bağlı oldukları kurumun kurallarıyla biçimlendiğini yaşayarak görüyoruz. Örneğin MEB’nin dil politikasına, 1950’den bu yana sıklıkla iktidar olan “milliyetçi muhafazakâr” anlayış egemendir ve bu anlayış, Atatürk’ün başlattığı Dil Devrimine tepkilidir. Oysa bugün bu anlayış da Dil Devrimiyle kazanılan sözcük ve kavramlarla kendini ifade etmektedir.   Son zamanlarda ortak (resmi) dil tartışmalarının başka yönlere kaydırılması, başta MEB olmak üzere üniversitelerin bilimin ışığında konuya yaklaşmaması, başka bir üzüntü kaynağıdır. Eğitimciye, bilimciye kulak vermeyen politikacılar bu durumu yaratmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak dili Türkçedir; Türkçenin ortak (resmi) dil olması, öteki dillerin yok sayılması, bu dilleri konuşanların kısıtlanması anlamına gelmez. Tersine eğitimcilerin yönlendirmesiyle üretilecek ortak akılla bu dillerin de bilimsel ve sanatsal açıdan yolu açılır. Örneğin devletin radyo-televizyon açması yerine, açılacak özel radyo ve televizyonlar; sanat ve bi... Devamı

19 07 2011

Pakize Suda'dan (uzmanından) işin iç yüzü...

Pakize Suda'dan (uzmanından) işin iç yüzü...       AŞK...   Aşk, karşıdakini bulunmaz Hint kumaşı zannetmekle aslında hıyarın teki olduğunu anlamak arasında yaşananların toplamıdır. Aşk deyip geçmeyin, Bunun "olumsuzu" var, "yasak" olanı var, "onursuz"u var, "düzeyli"si var, "büyük"ü var, "gizli"si var, "sırılsıklam"ı var, "körkütük"ü var, "büyüleyici"si var, Kendinizi yoklayın, illa ki bunlardan birine uyuyordur aşk'ınız. Yok hiçbirine uymuyorsa "Şahsiyetsiz" bir aşkınız var demektir. Aşık olanlara dikkat edin, derin derin düşünürler. Sanki "3. Dünya Savaşını başlatalım mı?" diye sorulmuştur bunlara. Tarihi bir karar verecekler ya... Gözlerini sabit bir noktaya dikip öyle düşünür dururlar. Varsan baksan "Bu saat oldu aramadı" gibi bir şey geçiyordur o anda akıllarından.   Aldatma... Erkekler asla aldatmazlar, günahlarını almayın! Evet, eşlerinin dışında çeşitli kadınları yakın incelemeye alan erkekler yok değildir ama onlar "Allah'ım sen nelere kadirsin, herkesin ağzı, burnu, iki gözü var yine de kimse kimseye benzemiyor, bu ne iştir?" düşüncesiyle tamamen meraktan yaparlar bunu!   Evlilik... Aşkın ergime noktası İlk günler her şey yolundadır. Size göre en akıllı odur, her şeyi o bilir, en güzel o güler, en güzel o bakar, oturuşu, kalkışı, yürüyüşü, uyuyuşu güzeldir. Hani neredeyse ortalığa pislese Ne güzel pisliği var" dersiniz. Dünyada böyle kusursuz biri var mı, Varsa bile o da gelip beni mi buldu?&qu... Devamı

19 07 2011

İŞLEVİ SAPTIRILMIŞ ŞİİR YILLIKLARINI VE ÖDÜLLERİ İSTEMİYORUZ'

İŞLEVİ SAPTIRILMIŞ ŞİİR YILLIKLARINI VE ÖDÜLLERİ İSTEMİYORUZ'   Bilidiriye adınızı yazdırınız. BİZ olalım. Aşağıda imzası olan şairlerden, Saygıyla...     İŞLEVİ SAPTIRILMIŞ ŞİİR YILLIKLARINI VE ÖDÜLLERİ İSTEMİYORUZ   Türkiye son yıllarda daha da belirginleşen toplumsal, siyasal, kültürel her anlamda bir değişim ve dönüşümün yaşandığı süreçten geçiyor. Toplumun her alanında göreceğimiz bu çoğu zaman olumsuz yönde, egemen zihniyeti güçlendirici, özellikle “kadınlar” adına adaletsizliklerin ve dengesizliklerin çoğaldığı, bir kirlenme olarak adlandırılabilecek süreçten şiir, şiir dili ve şair de nasibini alıyor. Bu kirliliğin ya da deformasyonun en belirgin göstergesi; yıllıklar üzerinden yapılan tartışmalardır. Yapılan her tartışmanın yıkıcılıktan uzak bir “erkek” parodi şeklinde ve iktidar odaklı olması ise daha da vahimdir. Son yıllarda hazırlanan yıllıklar egemen ideolojinin bir göstergesi, ülkemizde her alanda yaşanan değişimin bir yansıması ve sonucudur. Her geçen yılla birlikte Türk şiirinin köşe taşlarının “insafsızca” veya adaletsizce, şiir dışı gerekçelerle yıllıklardan budanması da yıllıkların eski işlevselliğinin, saygınlığının ve değer kaybetmesinin nedenidir. Yıllıklar gereğinden fazla abartılarak ve işlevleri saptırılarak sahte bir gündem oluşturulmaktadır. Türkiye’nin ve şiir ortamının gerçek gündemi bunlar değildir. Bu yıl hazırlanan bazı yıllıklarda ideolojik ayrımcılık her zamankinden daha belirgin hale gelmiştir. Yıllıkları hazırlayanların kendi ideolojilerine yakın bir kesimin ad ve şiirlerini belli bir kümelenme yaratacak şekilde öne çıkarma, b... Devamı

09 04 2011

Yasemin Çongar Taraf ve Wikileaks'i anlattı...

    Yasemin Çongar Taraf ve Wikileaks'i anlattı... Selin ONGUN - T24  songun@t24.com.tr  WikiLeaks, Amerikalı diplomatların yazışmalarını içeren belgeleri ABD'de The New York Times, İngiltere'de The Guardian, Fransa'da Le Monde, Almanya'da Der Spiegel, İspanya'da da El Pais ile paylaştı. WikiLeaks’in Türkiye’de işbirliği yaptığı gazete Taraf oldu. Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar’ın Britanya’da WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange ile yaptığı görüşme ve imzalanan sözleşmenin ardından gazete WikiLeaks Türkiye belgelerini yayımlamaya başladı.  Yasemin Çongar, yoğunlukla 2000-2010 yıllarını kapsayan Amerikalı diplomatların yazdığı bu telgrafların, Türkiye’nin yakın tarihini anlamak için bulunmaz bir malzeme olduğuna dikkat çekiyor. Dünya gazetecilik tarihinde Wikileaks’in bir dönüm noktası olduğunu düşünüyor. Çongar, daima dikkat çeken bir muhabir, yazdıkları merak edilen bir yazar oldu. 17 yaşında adım attığı gazeteciliğe Ankara’da Anka ve Cumhuriyet’te başladı.  Londra’da BBC, Washington D.C’de Milliyet için çalıştığı yılların ardından Taraf gazetesini kuran ekibin içinde yer aldı.   Taraf Gazetesi yazarı ve Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Yasemin Çongar’a sorduk:  ‘Britanya seyahatim 36 saat sürdü’ - Sunuş yazınızdan öğrendik ki, Taraf ile işbirliği yapmak isteyen WikiLeaks’ti. Taleplerini ne şekilde ulaştırdılar, ne zaman başladı süreç?... Devamı

09 04 2011

Tatminkarlaştıramadıklarımızdan mısınız?

Eliza Doolittle  Tatminkarlaştıramadıklarımızdan mısınız? 09.04.2011 Geçtiğimiz hafta biraz iş yoğunluğundan uzaklaşmak, biraz baharı bol güneşli bir diyarda karşılamak, biraz da uzun zamandır merak ettiğimiz Endülüs Emevi kültürünü yakından gözlemlemek için, eşimle Güney İspanya’ya gittik. Avrupa’da yaşamanın en büyük lükslerinden biri, Avrupa içinde, vizesiz, dolayısıyla tasasız, iç hatlardan uçarak, zaman ve maliyet açısından da oldukça hesaplı bir şekilde farklı ülkelere seyahat edebilmek... Biz de Malaga’ya uçup, oradan bir araba kiraladık. İspanya’da kiralanan araçlar aslında çaktırmadan ya legodan yapılıyor, ya da birileri bizleri kendi yurdumuzda fena halde kazıklıyor. Yakıt açısından da tasarruflu dizel arabanın koskoca bir haftalık kira bedeli, son iş gezimde İstanbul’da yalnızca hafta sonu için kiraladığımdan çok daha ucuza geldi. Neyse... Arabalı olmanın mobilite lüksüne, navigasyon cihazının (nerede eski telaşla harita karıştırmalar azizim?) rahatlığını katıp, 1200 kilometreyi aşkın yol yaptık, yediden fazla şehir ve kasaba gördük.  İçlerinde bizi en çok, mimarisi, iklimi, capcanlı meydanları, sıcacık güneşi ve güleryüzlü insanlarıyla, Sevilla ve Granada çarptı. Ufak tabaklarda sundukları çeşitli yemekler (tapas) çok leziz, tazecik meyvelerle tatlandırılmış aromatik içkiler (sangria) çok ferahlatıcı, Akdeniz mutfağı damak tadımıza pek uygun, üstüne üstlük birçok şey fena halde de ucuz olduğundan; birazcık daha kalsaydık, obezite yolunda hızla ilerleyip, meşhur İspanyol boğalarına dönecektik. Gerçi sonradan, muhterem Sağlık Bakanımızın obeziteyle savaşma yolunda en son geliştirdiği ... Devamı

08 04 2011

TAŞKÖPRÜ'DE BASIN / ALİ ŞAHİN

TAŞKÖPRÜ'DE BASIN ALİ ŞAHİN ______________________________________________ TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete.Tek Sayı / 30 Ağustos 1950. İlk sayısından sonra çıkmamıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Şem'i DALAY; Mücadele Matbaası. Kastamonu. İlçenin ilk gazetesi. Başlık altında: "Halkın Dili, Hakkın Dili" Çarşamba günleri çıkar siyasi gazete olduğu yazılıdır.28x41 ebadında, fiyatı 5 kuruş. TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete. (6 Mart 1959- 22 Nisan 1960) Sahibi ve Mesul Müdürü: Ergin TÜFEKÇİ; Doğrusöz Matbaası. Kastamonu. Çarşamba günleri çıkar. 28x41 ebadında, 4 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 5 kuruş. TAŞKÖPRÜ'DE UYANIŞ: (5 Mart 1969- 5 Mayıs 1969) Sahibi: TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) adına; A. Cahit ARIKAN, Yazı İşleri Müdürü: Zeynel YURTSEVEN. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Genç fikirli demek, gerçek fikirli demektir. K. ATATÜRK" yazısı bulunmaktadır. 41x57 ebadında, 6 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş. GÖKIRMAK: Haftalık gazete. (13 Mart 1970- ../.. 1974).Sahibi: Mahmut ESKİ, Ziya SEZEN(Kısa bir süre sonra ayrılmıştır); Mesul Müdürü: Halit TERZİOĞLU. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Haftalık Siyasi ve kültürel gazete" yazısı bulunmaktadır. 35x50 ebadında, 5 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş. TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ: 15 Günlük gazete. (1 Ağustos 1975- ../../ 1988) Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Numan ÖZDEMİR. Yeni Kastamonu Matbaası. Kastamonu. Başlığın altında: "Siyasi ve Kültürel gazete. 15 günde bir Cuma günleri çıkar" yazılıdır. 308. sayıdan itibaren gazete el değiştirmiş, Numan ÖZDEMİR, gazeteyi Eczacı Metin BAKIRCI'ya devretmiştir. İlçenin en ... Devamı

08 04 2011

Bir 'pastiştir' ekranda Yeşilçam

Bir 'pastiştir' ekranda Yeşilçam 03/04/2011 İzleyici için Yeşilçam duyarlılığını boşlamayan pastiş anlatılar belli ki işe yarıyor. İşin sırrı, klişeleri çoğaltıp, biraz da aksiyon katıp çorbalaştırmakta! Muhteşem Yüzyıl da Yeşilçam ın klişelerini fena halde kullanıyor.   <_script /> document.write(); <_script /> ORHAN TEKELİOĞLUArşivi Yeşilçam sinemasının dizi dünyasında oynadığı rolü anlamak için önce reyting şampiyonu ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ ve ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizilerine ve bu dizilerin anlatısına temel olan türlere bakmak lazım. Gösterildiklerinde yüzde 50’lik izlenme paylarını kolayca geçen bu iki dizi birer prototip aslında. Çünkü, klasik Yeşilçam sinemasının komedi, avantür ve melodram diye özetleyebileceğimiz üç ana türden ikisiyle ilintili bu iki dizinin anlam evreni. Üstelik, ortada on yıl arayla çekilmiş iki özel film de var. Deyim yerindeyse, bu iki özel film üzerinden Yeşilçam kendi anlatılarıyla “hesaplaşmış”, güleryüzlü bir dille klasik dönemiyle “helâlleşmişti”. Bu minvalde ilk film, Ertem Eğilmez’in son çektiği filmi olan ‘Arabesk’ (1988) olacak. Gişe rekoru kıran bu komedinin tiye aldığı arabesk anlatıların arkaplanında melodram ve bu türün yarattığı “bıkkınlık” yok muydu? Bu soruyu zihnimizde saklı tutarak, 1999’da Gani Müjde’nin çektiği ‘Kahpe Bizans’ın gişe başarısının ardında da benzer bir “yorgunluk” bulmuş, izleyicinin tarihi avantür filmlerden bıktığını varsaymamış mıydık? Aslında ne sorularımız yanlış, ne gişe b... Devamı

08 04 2011

24 Mart muhtırası

  Tatil Dönüşü Baykuş Kurtarma Telaşı Pazar, 03 Temmuz 2011 00:20 Gösterim: 140 0diggsdigg tweetmeme_source = 'MylasaNet'; ARTICLEURL 3Share Heryıl olduğu gibi bu yılda Okullar kapanır kapanmaz kapattık pencereleri,perdeleri kapıları çıktık yollara..Bu yıl daha farklı daha güzel daha renkli bir yaz bekliyordu bizi..Çocukların 9 ay  yarış atı misali koşturduk artık ensesine basıp rahatlatma vaktiydi.Özellikle büyük oğlumun SBS denen lanet sınavı dolayısıyla ailecek sıkıntılı bir dönem geçirmiştik.. Eşimle birlikte 20 Hazirandan itibaren İzne ayrıldık ve İlk olarak Akbük , Didim,Davutlar Kuşadası civarında birkaç gün geçirdik..Tabiiki çabuk sıkıldık tarihi dokusuyla alternatif bol olsada Deniz olarak Ören ve Gökova/Akbük'le kıyaslanamazdı..2-3 gün Kuşadası civarında Deniz'e ayağımızı sokmadan dolandık..Sonrasında Söke priene kalıntıları,Apollon Tapınağı derken olmuşken tam olsun dedik Sökeden geçip >Çöp Şiş yemeyi ihmal etmedik. Söke Outlet'te  alışverişimizide yaptık.. Sonrasında ÖREN'e gittik giderken iki hafta kalmaktı niyetimiz Marmaristen ablam ve İkiz yeğenlerimde gelecek renkli birkaç gün geçirecektik ama henüz 2.ci günümüzde Rüzgar çıktı Rüzgar her gecen gün yorucu,bıktırıcı çekilmez oldu..Çocukları yalnız denize gönderemedik çocukların peşi sıra koşmaktan yoruldum pert oldum..Yeğenlerim geldi onlarla iki gün geçirdik ama rüzgar sıktı.Tatili yarıda kesmeye kara verdik..Denizden tatilden ve yeğenlerimden ayrılmak zordu ama Rüzgar Fırtına çekilmez oldu.. Salı günü hep birlikte Gökova Akbük&#... Devamı

21 03 2011

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Ali ŞAHİN _____________________________________________________________________ 1940 AKA GÜNDÜZ: Yayla Kızı 1940 AYVERDİ, Semiha: Mabette Bir Gece 1940 AZRAK, Kerime Nadir: Samanyolu 1940 AZRAK, Kerime Nadir: Seven Ne Yapmaz 1940 BERKANT, Muazzez Tahsin: O ve Kızı 1940 KARAKURT, Esat Mahmut: Aldatacağım 1940 KARAKURT, Esat Mahmut: İlk ve Son 1940 KARAKURT, Esat Mahmut: Kocamı Aldatacağım 1940 ÖZDEŞ, Oğuz: Gizlenen Istıraplar 1940 ÖZDEŞ, Oğuz: Hasret 1940 PERİDE CELAL: Yaz Yağmuru 1940 SABAHATTİN ALİ: İçimizdeki Şeytan 1941 ATSIZ, H. Nihal: Dalkavuklar Gecesi 1941 AYVERDİ, Semiha: Ateş Ağacı 1941 AZRAK, Kerime Nadir: Funda 1941 BERKANT, Muazzez Tahsin: Kezban 1941 BERKANT, Muazzez Tahsin: Mualla 1941 GÜZİDE SABRİ: Necla 1941 HİSAR, Abdülhak Şinasi: Fahim Bey ve Biz 1941 KARAY, Refik Halid: Sürgün 1941 ORHON, Orhan Seyfi: Çocuk Adam 1941 ÖZDEŞ, Oğuz: Coşkun Gönüller 1941 PERİDE CELAL: Ana Kız 1941 PERİDE CELAL: Ana Kızıl Vazo 1941 SU, Mükerrem Kamil: Çırpınan Sular 1941 TALU, Ercüment Ekrem: Bir Gönül Böyle Sevdi 1942 AYVERDİ, Semiha: İnsan ve Şeytan 1942 AYVERDİ, Semiha: Yaşayan Ölü 1942 AZRAK, Kerime Nadir: Gelinlik Kız 1942 AZRAK, Kerime Nadir: Sonbahar 1942 BALTACIOĞLU, İsmail Hakkı: Batak 1942 BENİCE, Ethem İzzet: Sen de Seveceksin 1942 GÜNTEKİN, Reşat Nuri: Ateş Gecesi 1942 GÜRPINAR, Hüseyin Rahmi: Kesik Baş 1942 PERİDE CELAL: Ben Vurmadım 1942 SU, Mükerrem Kamil: Ateşten Damla 1942 ÜLKEN, Hilmi Ziya: Posta Yolu 1943 AYVERDİ, Semiha: Son Menzil 1943 AZRAK, Kerime Nadir: 1943 Suçlu 1943 AZRAK, Kerime Nadir: Suçlu 1943 BERKANT, Muazzez Tahsin: Bir Genç Kızın Romanı 1943 BERKANT, Muazzez Tahsin: Bülbül Yu... Devamı

20 12 2010

CHP'nin Yeni Parti Meclisi Açıklandı

CHP'nin Yeni Parti Meclisi Açıklandı Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun listesine önceki PM'den 34 kişi giremedi. Üç emekli büyükelçi ve 24 milletvekili yer aldı. Listede yer alan isimlerden 21'i kadındı. Oylamada en düşük oyu Gürsel Tekin aldı, onu Sezgin Tanrıkulu izledi.   Ankara - BİA Haber Merkezi 19 Aralık 2010, Pazar     BU HABERİN UZANTILARI   CHP Kurultayı'ndan Notlar       Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Parti Meclisi (PM) açıklandı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun hazırladığı 80 kişilik blok listeye bir önceki PM listesinden 34 kişi giremedi. Listede üç emekli büyükelçi ve 24 milletvekili yer aldı. Listede yer alan isimlerden 21'i kadındı. Oylamada en düşük oyu 762 oyla Gürsel Tekin aldı. Onu 1030 oyla eski Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu izledi. Tanrıkulu'nun hemen üstünde 1038 oyla Enver Aysever yer aldı.  Oylamada en yüksek oy 1110'du. Yakup Akkaya, Haluk Eyidoğan, Turhan İçli, Bihlun Tamaylıgil ve Mahmut Tanal 1110 oy aldılar. Kurultayda 1242 kayıtlı delegeden 1160'ı oy kullandı. Geçerli oyların sayısı 1115 olarak ilan edilirken, 45 oy geçersiz sayıldı. Blok listede yer alanlar ve aldıkları oylar Yaşar Ağyüz (1101) Yakup Akkaya (1110), Engin Altay (1108), Ali Arslan (1107), Sencer Ayata (1184), Enver Aysever (1038), Süheyl Batum (1089), Gülsün Bilgehan (1099), Mehmet Volkan Canalioğlu (1106), Osman Coşkunoğlu (1106), Muhammet Çakmak (1105), İzzet Çetin (1092), Doğa Çiğdemoğlu (1109), Mesut Değer (1062), Turgut Dibek (1103), Zeki Durmaz (1107), Atila Emek (1104), Didem Engin (1095), Aykan Erdemir (1107), Haluk Eyidoğan (1110), Levent Eyipişiren (1107), ... Devamı